Arşiv | Makaleler

Yamaha R25 – iyidir iyi!

Sahalara dönme zamanı geldi geçiyor diyebiliriz. Üniversiteydi, formasyondu, askerlik, iş arayışlarıydı iyice aksattım blog yazmayı ama bu yıl hedefim düşündüğüm gibi olursa son on yılı katlamak olacak. Tabi ilk önce işsizliğe son vermek gerekiyor.  Sonrası gelecek 🙂

Kardeşim yaklaşık bir ay önce Yamaha R25 aldı ve bende rodaj döneminde test etme fırsatı buldum.  Öncelikle şunu söyleyeyim ilk motorunuzu alacaksanız yeni başlayacaksanız R25 tam sizler için olacaktır. Neden derseniz daha önce kullandığımız motor Honda CBR125r’dı ve ben onda nedense zorlanıyordum. Belki motora güvenmediğimden belki farklı sebeplerden biraz sıkıntı yaşamıştım. R25 iki kat güçlü bir motor olmasına rağmen gerek oturuş pozisyonu olsun gerekse sürüş hiç zorlanmadım çok rahat bir şekilde kullandım. Bunun yanında en beğendiğim özelliklerden biri ise motorun gösterge panelinde vites göstergesinin olması. Çoğu motorda üreticiler hala vites göstergesi koymuyorlar. Yeni başlayan motorcular gözlerini gösterge panelinden ayırmazlar ve vitesin kaçta olduğu zihinlerini hep meşgul eder. Bu sebeple motorun en büyük artılarından birisi bu.

En merak edilen konulardan biri ise yakıttır. Bu konuda devrinde kullandığınızda sizi üzmeyeceğini söyleyebilirim. Tabi rodaj dönemi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Motor iki silindirli olmasına rağmen ciddi anlamda az yakıyor.  Ben size 100 km ortalama 3,5 lt diyebilirim. İki silindir demişken şunu da söyleyeyim çok çabuk hızlanıyor. 140’ları görmek an meselesi..

Artçı konusuna gelecek olursam uzun yolda ağrılar oluşabilir. O yüzden sık sık mola vermenizi tavsiye ediyorum.

 

Konu Makaleler0 Yorumlar

Askerlik ve Rahatlık

Acemi birliği tamamladıktan sonra Trabzon Jandarma Alay Komutanlığı’ na gittim. Birkaç gün alayda kaldıktan sonra çekiliş yapılarak ilçelere dağıtılacağımızı öğrendim. Vay be dedim her şey adaletli bir şekilde yapılıyor çok iyi.. Çekiliş yapılırken bazılarının sona bırakıldığını görünce kafamda soru işaretleri oluşmaya başladı. Ben normal olarak çekilişi yaptım kenara çekildim. Vakfıkebir İlçe Jandarma Komutanlığı çıkmıştı. Kapının orda hususi bekledim ve normalde önde olması gereken ama sona bırakılan arkadaşların çekilişlerini izlemeye başladım. Komutan elindeki normalde çekilişte olması gereken minik kağıtları havadan masaya atıyor hadi çek oğlum diyordu. Tabi arkadaşlarda son atılan kağıtları masadan alıyor onu bekleyen maceraya doğru yola çıkıyordu. Alan memnun veren memnun. Benim için sorun var mı -yok- öyle yada böyle askerliğimi tamamlayıp gidecektim.

Vakfıkebir Jandarma’yı çektiğime Trabzon’u bilen arkadaşlarım sevinmişti. Ama ben Vakfıkebir Jandarma nasıldır, nasıl değildir hiç bilmiyordum.. Onlar anlattıkça kafamda bazı fikirler oluşuyordu tabi. Özellikle uzun dönem askerlik yapan ve arkadaşları dağıtımda Vakfıkebir’e çıkmış arkadaşlar çok rahat bir yer olduğunu söylüyorlardı. Tabi sivilden gelirken de tüm çevrem inşallah rahat bir yere düşersin diyorlardı.

Böyle olumlu yorumlarla karşılaşınca bende sevinmiştim doğrusu.. Düşünün ki küçücük karakolların olduğu Trabzon’da benim gideceğim yer denize bakıyor, merkeze yakın üstelik içerisinde halı sahası bile vardı.

Akşamına Vakfıkebir İl Jandarma’ya geldim. Askerlerle tanıştım ve sohbet sırasında bana söyledikleri ilk şey “burda kimseye güvenme” olmuştu. Bu cümlenin altındakileri anlamam için iki ay geçmesi gerekiyordu ve öyle de oldu.

Şu rahatlık kısmını anlatayım da bu “kimseye güvenme” mevzusuna diğer konularımda değineceğim. Giriş bölümü için bu kadar bilgi yeterli öyle değil mi?

İşin özü askerlikte RAHATLIK büyük bir sorundur. Bu hem rütbeli hemde rütbesiz personel için geçerlidir. Çünkü rahatlığın olduğu yerde HUZUR olmuyor. Çünkü yapılacak iş olmadığından yada yapılan iş az olduğundan herkes birbiriyle uğraşır ve birbirinin dedikodusunu yapar. Onlar açısından en önemli olan şey rahatlıklarıdır. Biri diğerinden daha rahatsa gözler ona çevrilir ve dedikodu kazanı kaynamaya başlar. Kulisler yapılır, klikler harıl harıl çalışmaya ve yönlendirme yapmaya çalışırlar. Çünkü birileri birilerinden daha rahat olmaya başlamıştır. Aslında ikisi de rahattır ama hep daha rahat olmak isterler.

Askerlikte en çok ağlayan en rahat olandır. Ağlayıp sızlanmayana en zor görevler verilir. Tabi başka bir faktör de şu ki! Ağlayan askere yada rütbeliye görev verilmez. Herkes şikayeti olmayana çok çalışana yüklenir. Nede olsa o işleri yapıyor, sesi soluğu çıkmıyor. Ona söylersem o yapar sıkıntı çıkatmaz gibi bir zihniyet hakimdir. İşte bundan ötürü siz siz olun ne iş hayatınızda nede askerlikte burası RAHAT burada az iş var gibi bir şeyler söyleniyorsa oradan uzak durun. Görevin, sıkıntının en fazla olduğu yerleri tercih edin. Çünkü oralarda insanların başını kaşıyacak vakitleri yoktur, herkesin işi bellidir ve insanlar görevlerini yerine getirdiklerinde gün bitmiş olur. Yorulursunuz ama HUZUR içinde bitirirsiniz.

 

 

 

 

 

Konu Makaleler0 Yorumlar

Vefalı Sevgilim

Uzun zaman sana yazmayalı sevgilim. Sen bekledin bekledin bekledin. Bende yazamadım. Belki bilmiyorsun ama hep içimde aşkımı, sevgili yazmak-çizmek vardı. Sen mutlu oluyorsun ya hep ben senin mutlu olduğun şeyleri yapmak istiyorum. Uzun uzun senin yanında olmak, senle gezmek, eğlenmek.. Sen mutluysan bende mutluyum sevgilim..

Üniversite’ye gittim bekledin.. Askere gittim korktun bir şey olacak diye merak ettin bekledin, yılmadın.. Belki benim,belki senin büyük-küçük tartışmalarımız oldu ama yılmadık sevdik sevdik sevgilim.. Şimdiler de üniversitesiydi, askerliğiydi bizim aramıza giren engeller birer birer ortadan kalktı. Hep mutluyduk ama artık daha da mutlu olma zamanı sevgilim. Artık mutluyuz ve daha da mutlu olacağız..

Bu hayat seni bana  beni de sana yazdı sevgilim. Senin aşkın senin sevgin olmasa ben hep boşlukta kalırdım. Sensiz geçen günlerimi düşünüyorum da hep boşluk be sevgilim.. O boşluğu da senden başka doldurabilecek kimse yok …

Sende ki vefa ise kimsede yok sevdiğim.. En mutlu zamanlarımda yanımda olduğun gibi en zor zamanlarımda da yanımda sen oldun. İyi ki o gezi de yanına oturdum ve seni tanıdım. Yoksa bu hayat seni de savururdu beni de sevgilim. Sen beni ve ben seni tuttuktan sonra bize hiçbir şey olmaz sevgilim.  Hayatı yaşayacaksan beraber en güzel şekilde yaşayacağız..

Sen biliyor musun ben senin yalansız dolansız temiz kalbini, boncuk boncuk bakışlarını sevdim en çok.. Gerçekleşen en güzel rüyamsın sen benim sevgilim.. Aynı zamanda en büyük gerçeğimsin.. Sen hep sev çünkü ben seni hep seveceğim..

Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
Bir dem bela-yı aşktan etme cüdâ beni

Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ ben

Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni

Konu içimden gelenler0 Yorumlar

Ağva’yı nasıl bilirsiniz?

İstanbul’un meşhur keşmekeşinden kurtulmak mı istiyorsunuz? Bi tatil yapayım ama yakın olsun fazla zamanım yok mu diyorsunuz? O zaman buyrun Ağva’ya doğru gidelim… Malum bu ara bütün dizilerde Ağva’da çekiliyor..

Gitmeye karar verdiyseniz ortalama 3 buçuk saatlik bir yolculuk sizleri bekliyor.  Otobüsler Üsküdar’dan kalkıyor Kızkulesi’ne doğru sahilden yürüyün beyaz şehirlerarası otobüsleri göreceksiniz. Bilet fiyatları tam 14 lira, öğrenci ise 9 lira. Öğrenci alacaksanız akbilinizi göstermek zorundasınız. Öğrenci kartınızla alınmıyor. Otobüsler çok rahat hiçbir sıkıntı çekmeden gideceğinize emin olabilirsiniz. Bu arada bileti otobüs kalkmadan bir saat önce falan alın ki ayakta 3 buçuk saat gitmek zorunda kalmayın.

Laf arasında şöyle bir detay vermek istiyorum. Sefer saatleri T-İ-O-S diye rakamlar mevcut. Ben giderken S yani Sahil’den giden otobüsle gittim. Bir daha kısmet olursa Sahil’den gitmem çok keskin inişli çıkışlı virajları var. Dönerken ise T yani Tekke yolundan gidenle döndüm Sahile oranla çok rahattı. 139A Sefer saatleri için buraya tıklayabilirsiniz.

Otobüstü seferdi derken yolculuğumuz bitti Ağva’ya geldik. Nerde kalacaksınız birde bu kısmı var. Eğer günübirlik gelirseniz sorun yok ama birkaç günlüğüne gelecekseniz kalacağınız yeri ayarlamak zorundasınız. Ağva da iki kısma ayrılmış durumda birincisi otellerin olduğu kısım ikincisi ise Ağva Merkez.

Otellerin olduğu kısımda göl kenarında restoranlar vs var. Bu dizilerin filmlerin çekildiği yerde burası. Biraz ortalama 50 liraya iki kişi kahvaltı yapabileceğinizi düşünüyorum. Bu tarafı tercih edecekseniz internetten kampanyaları oluyor otelinizi ona göre seçin daha uyguna gelir. Merkezi tercih edecekseniz daha uyguna kalabilirsiniz. Çünkü pansiyonlar daha çok ve otellere göre daha uygun fiyatları var. Örneğin ben tam merkezde Ağva Pansiyon‘da konakladım. 3 kişilik oda geceliği 120 liraydı. Üstelik ortak kullanım mutfak vardı. Bozdolabı her odanın ayrıydı. Yiyeceğinizi içeceğinizi alıp kolayca koyabilir ve mutfakta çayınızı demleyip balkonda takılabilirsiniz.

Denize gelecek olursak ücreti falan değil. Ama şöyle bir olay var ki şezlong ve şemsiyeler ücretli ve 20-30 lira arasında değişiyor. Ağva merkezde denize girmek istiyorsanız 20 lira falan. Ama size tavsiyem Kilimli Koyu’na gitmenizdir. Harika bir yer. Özellikle dalış falan yapacaksanız harika manzalar sizi bekliyor. Deniz çok berrak ve sakin. Aynı şekilde merkezde de öyle ama çok kalabalık oluyor. Bu arada Kilimli Koyu’nda şezlong ve şemsite fiyatı 30 lira. Eğer özel aracınızla gitmediyseniz 4 kilometrelik yol için taksi sizden 20 lira alıyor. Taksi dışında farklı bir taşıt götürmüyor koya. Bisiklet kiralayabilirsiniz ama işkence olur o yokuşu tırmanmak.

Yiyecek içecek fiyatları İstanbul’da neyse Ağva’da da o. Ama restoranlar pahalı. Ben akşam yemeklerini merkezde Ağva Pansiyon’un karşısındaki Sultan Sofrası isimli yerde yedim gayet güzeldi yemekler ve uygun fiyatlı. Kesinlikle Manda yoğurduyla yapılmış cacıklarını yemenizi tavsiye ederim.  Yemekleri bol bol koyuyorlar çok aç değilseniz az isteyin.

Bunların dışında sormak istediğiniz birşey olursa yorumlarda belirtin cevap vereceğim.

Şimdi buyrun fotoğraflara..

 

Konu Gezilesi Mekanlar, Makaleler0 Yorumlar

Windows 10 – Mağaza’dan Uygulama Kaldırma

Bilgisayarımıza mağazadan tabletler ve telefonlar için olan uygulamaları yüklediğimizde direkt Program Ekle Kaldır dan silemiyoruz. Biraz uğraştıktan sonra sorunun cevabını sizler için paylaşıyorum buyrun izleyin.

Bilgisayarımızdan arama çubuğuna “uygulamalar ve özellikler” yazarak ulaşabilirsiniz.

Aynı şekilde Başlat’tan Ayarlara ordan Sisteme ordan da Uygulamalar ve özelliklere tıklayabilirsiniz.

 

Kolay gelsin

Konu Makaleler, Videolar0 Yorumlar

GoPro Hero4 Session Almalımıyım?

Balıklama konuya giriyorum sizler için karar vermesi oldukça güç olacak. Çünkü ürün GoPro’nun bugüne kadar çıkardığı en küçük aksiyon kamera olma özelliğini taşıyor. Bende geçenlerde Hero4 Silver mı yoksa Session mı alayım diye çok düşündüm. Ama Silver aldım. Bunun nedenlerini açıklarım.

Öncelikle ürünün özelliklerinden biraz bahsedeyim. Bu üründe 2 yada 4k video yok. Peki sizlerin 2 yada 4k videoya ihtiyacınız var mı? Bence yok arkadaşlar. Çünkü ülkemizde 4k yada 2k video düzenlemesini ve ve işlemesini yapacak babayiğit bilgisayara sahip olan aksiyoncu arkadaş yok yada çok az.  Düzenleme yapanlar iyi bilir 720p videoyu bile biraz ayrıntılı işlediğimizde bilgisayarımızda 8 gb ram 2-3 ghz arasında işlemci bile olsa saatlerce beklediğimiz oluyor. Düşünün siz 4k yada 2k da ne yapacaksınız. Ki şunu geçtim sizin bizim bilgisayarların ekranları zaten 2-4k video desteklemiyor. Ben Silver’la 4k video çekip bilgisayara attım izlerken takılmalar oldu. Verimsiz yani.

Dün yazıma başladığımda Session ve Silver’ın fiyatı 399 dolardı bugün 429 dolar olmuş. Fiyatlar arttı o konuya da geleceğim ama aklımdayken sizin en çok kullanacağınız video çözünürlüğünden bahsedeyim. 720p SuperView ve 1080p SuperView bu formatlar dışına çıkmanızı önermiyorum. Çünkü SuperView özelliği sizlere daha geniş bir açı sunuyor. Ben Clas10 32 GB lık bir MicroSd kartla yaklaşık bir saat çekim yaptım yarısı 720Ps de yarısı da 1080Ps 15 Gb bir alan harcadı. O yüzden size önerim 720pSuperview.

Silver’ın Session modeline göre üstünlüğü nedir derseniz (720pSuperview) için Silverla 100 FPS alabilirsiniz ama Session’da 60 FPS maksimumdur. Bu FPS olayı ise saniyede çekilen görüntü sayısıdır. Videoları üstüste çekilmiş fotoğraflar olarak düşünün ve hızlıca peş peşe geldiğini varsayın. Yani görüntüyü yavaşlattığınızda yüksek FPS devreye girer ve daha net bir video elde etmiş olursunuz.

Bunların dışında Silver’da bütünleşik ekran var çok işinize yarıyor nereyi nasıl çektiğinizi rahatça görüp ayarlarınızı kolayca yapabiliyorsunuz. Tabi burda neden black modelini almamalıyımın da cevabını vermiş oldum. Klasik 4k muhabbeti daha az pil ömrü. Bu arada en çok pil ömrüne sahip olan Silver modelidir. Sonra Black sonra ise Sension.

Bu arada ben Silver’ı peşin ve garantili bir şekilde Doğubank’tan aldım. Orda yurtdışı çıkışlı ürünler de vardı. Hatta Session bile gördüm ama 1600 civarı satıyorlar. Ürünün fiyatı Silver ile aynı unutmayın fazladan 400 lira vermeyin.

Eğer ekran takıntınız yoksa Session işinizi görür. Yaklaşık bir buçuk saat rahat çekim yaparsınız. Aynı zamanda denize girdiğinizde harici bir hausing kullanmak zorunda kalmazsınız.

Konu Makaleler, Teknoloji2 Yorumlar

İstanbul’da deniz keyfi – Heybeliada

Ramazan dolayısıyla ara verilen deniz sezonuna bayramın bitişiyle tekrar başlandı. Bizde biraz araştırmadan sonra en ekonomik ve kaliteli bir şekilde nasıl denize gideriz araştırdık, denedik ve test ettik.

İstanbul dışına çıkmadan hem gezmek hemde denize girmek istiyorsanız Adalar’ı tercih listenizin başına yazabilirsiniz. Ama hangisini yazmalısınız o kişiden kişiye değişir. Adaların hepsini gezmiş biri olarak şunu söyleyebirim ki kafadan Büyükada’yı listeden silin. Çünkü turist akımından dolayı hem hafta içi hem hafta sonu çok kalabalık oluyor hem de pahalı. Anlayacağınız keyif vermiyor. Zaten adaya adım atar atmaz bok kokusu ciğerlerinize işliyor ilerleyen dakikalarda alışıyorsunuz.

İkinci adamız Kınalıada. Burda da denize girebilirsiniz ama küçücük ve kalabalık bir plaj sizleri bekliyor olacak. En son girdiğimizde çok keyif almamıştık. Temiz olduğuna da inanmıyorum.

Gelelim Heybeliada’ya.

Dün itibariyle denizine adım atmış bulunuyorum. Eğer İstanbul’da oturuyor ve denize girmek istiyorsanız buyrun gidin. Adaya ayak basar basmaz eğer denize gidecekseniz küçük tekneler var. Zaten arkadaşlar yanınıza geliyor tanıtım yapıyorlar. Biz Ada Beach’i tercih ettik ve memnun kaldık. İnternette hangi plaj daha iyi hangisi kötü diye aratırsanız bunla ilgili net bilgi bulamayabilirsiniz. Biraz şansınıza kalmış sonuçta deniz yosunlu olabilir yada çok fazla denizanasına rastlayabilirsiniz. Ben diğerlerine gitmedim ama Ada Beach’i çok beğendim. Etrafta gezen apaçilere rastlamıyorsunuz. Damsız almadıkları için kız arkadaşınızla gidip rahatça eğlenebilirsiniz.  Temiz düzenli bir şekilde yapılmış. Çalışanlar gayet efendi insanlardan oluşturulmuş.

Buraya ilgili uyuz olduğum tek nokta iskelede bulunan şezlongların bir kısmı rezerve edilmişti Saat 11’den 18’ya kadar boş kaldı şezlonglar ondan sonrada dolduğunu zannetmiyorum.  Sanırım mekan sahibini misafirleri gelecekmiş umarım siz böyle bir şeyle karşılaşmazsınız. Bu arada giriş 30 lira, su 2 lira, kola fanta vs 6 liraydı diğer yiyeceklere bakmadım.. Dışarıdan yemek getirebilirsiniz. Tabi dolmalar, karpuzlar, börekler çörekler getirmeyin milletin canı çekmesin 😀

Diğer adalarda denize girmek kısmet olmadı ama Burgaza’da da gezilir diyorum.

Size birkaç tavsiyede bulunayım gitmeden. Hafta içi gitmeye çalışın. Akşam dönüşte ilk tekneyle merkeze dönün oralarda biraz turlayın. Ben turlarken Polis Merkezi’nin hemen yanıbaşında bir amcayla karşılaştım. Öyle gel oturalım dedi. Oturduk adanın en enterasan isimli işletmesinin sahibi. İşletmesinin adı “Farklı B! Yer” Ben daha önceden yemek yediğim için bu gidişimde bir şeyler yiyemedim ama Hüsamettin Amca’nın sohbetine doyum olmuyor. Hem hediyelik eşya alabilirsiniz hemde yemeğinizi  yiyip üstüne üstlük sohbetinizi yaparak adanın tarihine dair birinci ağızdan bilgi sahibi olabilisiniz.

 

Şimdiden iyi eğlenceler 🙂

 

 

 

Konu Makaleler0 Yorumlar

Tauchpad’i Kapatmak, İptal Etmek! (regedit)

Laptop aldınız harıl harıl oyun oynuyorsunuz kapat eliniz sürekli Tauchpad’e çarpıyor ve oyun performansınızı etkiliyor. Denetim masasına giriyorsunuz ordan fare ayarlarına vs vs yok olmuyor. Yapamıyorsunuz bir türlü. Ayarlar yok. Özellikle Windows 8 ve üzeri işletim sistemlerinde bununla karşılaşıyorsunuz.

Eğer bu tarz bir probleminiz varsa tam yerine geldiniz demektir.

Buyrun çektiğim videoyu izleyin eminin halledeceksiniz.

 

Konu Makaleler, Teknoloji0 Yorumlar

Hangi fiyat aralığında, hangi özelliklerde bisiklet almalıyım?

Yaz geldi ve bisiklet sezonu başladı. Her ne kadar ben yaz kış demeden bisiklete binsem de çoğunluk yazdan yana.

Arkadaşlar hepimiz bisikleti seviyoruz ve sağlam, bizi hem maddi hemde manevi açıdan yormayacak bir bisiklet sahibi olmak istiyoruz. Bunun için dikkat etmemiz gereken bazı hususlar var. Netice de ortada büyük bir pazar ve sürekli yeni birşeyler geliştirip satmak isteyen bisiklet firmaları var. Bundan dolayı bisiklet alırken sizi yanıltacak birçok faktör var.

Bisiklet alırken ilk olarak bazı sorulara cevap vermeniz gerekiyor gerekiyor. Bisikleti nerde kullanacaksınız? Bulunduğunuz şehirde bisikleti daha çok süreceğiniz yerde yol durumu nedir? Kaç vites? Ağırlığı ne kadar olmalı? Demir mi aleminyum mu yoksa karbon bisiklet mi? Ön ve arkada amortisör olsun mu? Jant boyutu ne kadar olacak? Vites sistemi, fren sistemi ne olmalı? Hidrolik fren m? Mekanik fren mi? V fren mi? Kask kıyafet almalı mıyım? Bisiklet kıyafeti nedir? Bisiklete binmek için kıyafet şart mı? Hangi aksesuarları alayım? Bunları cevaplamadan bayiye giderseniz bisikleti size satarlar ve sonrasında büyük bir pişmanlık yaşarsınız.

  • Bisikleti nerde kullanacaksınız? Bulunduğunuz şehirde bisikleti daha çok süreceğiniz yerde yol durumu nedir?

Arkadaşlar çevrenizi sizden daha iyi tanıyan yoktur. Yol durumuna bakın eğer çoğunluğu asfalt yollardan oluşuyorsa, dağ tepe bayırla bir işiniz yoksa, ben sadece akşamları spor olsun diye sağlığım için bisiklete bineceğim, evliyim eşim var onla beraber gezeceğiz diyorsanız size önerim 2 tane şehir bisikleti alın. Doya doya gezin dolaşın eğlenin. Eğer ben gruplara katılıp iyi bir ekiple arada dağ tepe bayırda dolaşırım diyorsanız o zaman kesinlikle bir dağ bisikleti alın. Unutmayın Ferrariyle safari yapamazsınız.

  • Kaç vites? Ağırlığı ne kadar olmalı?

Vites kısmı her zaman önemlidir. Artık 24 vitesin altında çok nadir bisikletler var. Ben 24 vites bir dağ bisikleti kullanıyorum ve hem şehir de hemde doğada beni yormuyor rahat ediyorum. Sizlere de önerim 24 vitesin altındaki bisikletlerden uzak durun ama abartıp 30 vites bir bisiklette almayın. Çünkü işinize yaramayacak unutmayın herhangi bir yarışa yarışmaya katılmıyorsunuz. Sadece spor ve eğlence olsun diye bisiklet alıyorsunuz.

Ağırlık konusun gelirsek tabiki bisiklet ne kadar hafif olursa o kadar iyidir. Benim kullandığım ilk bisiklet 20-25 kg civarındaydı ve beni inanılmaz derecede yoruyordu. Size önerim 12-13 kg üzerinde bisiklet almayın.

  • Demir mi, aleminyum mu yoksa karbon bisiklet mi? Ön ve arkada amortisör olsun mu?

Kesinlikle aleminyum bisiklet almanızı öneriyorum hem ağırlık konusunda da sıkıntı yaşamazsınız. Karbon bisiklet alacağım diyorsanız alın ama o kadar para vermenize gerek var mı kısmını iyi düşünmenizi öneriyorum. Çünkü bu ihtiyaç meselesidir 13 kg değil de 9 kg olsun benim paramda var diyorsanız gidin karbon bisiklet alın. Benim önerim aleminyumdan yana.

Alacağınız bisikletin kesinlikle arkasında amortisörü olmasın arkadaşlar. Başınıza bela olur hiç rahat edemezsiniz. Çünkü arka amortisörü olan bisikletler dağdan aşağı inmek için yapılmıştır. Sizi çok fazla yorar ve rahatsız eder.

  • Jant boyutu, kadro boyutu ne kadar olmalı?  Vites sistemi, fren sistemi ne olmalı? Hidrolik fren m? Mekanik fren mi? V fren mi?

Şuan da firmalar harıl harıl 27,5″ jantlı bisiklet üretmenin peşindeler bu bir ihtiyaç mıdır? İhtiyaç olabilir. Çünkü her insanın boyu farklıdır ve kadro boyu ile jant boyutunun da uyumlu olması gerekiyor. Ben 1,73 boyundayım 26 jant ve 18 beden kadro kullanıyorum. Boyunuzla jant ve bisiklet beden ölçüleri uyumlu olmalıdır buna dikkat edin. Fren sistemi kısmına gelince kesinlikle tercihiniz hidrolik frenden yana olmalı. Sizi hiçbir zaman üzmez. İkinci tercihiniz ise V fren olmalı mekanik fren kesinlikle tercih etmeyin.

  • Bisikletin vitesleri frenleri üst düzey (xt) falan olmalı mı?

Kesinlikle hayır arkadaşlar sadece fren sisteminin hidrolik olmasına dikkat edin. Pedallarının, arka arttırıcının, ön artırıcının son sistem olmasına gerek yok. Benim arka arttırıcım 3 seneden beri Shimano Altus, ön artıcım ise Shimano Tourney yani ikisinin toplamı 80 lira civarı yani 300-400  liraya kadar uçmanıza gerek yok. Ben yaklaşık 6000 kilometredir kullanıyorum hiç problem yaşamadım. Sadece arka dişli ön dişli ve zincir değiştirdim. Buda benim ilk 2000 kilometreyi yanlış vites kullanmamdan dolayı oldu. Her bisikletin vites markasına göre kullanım şekli farklıdır. Sizde alınca ön ve arka videsi uyumlu kullanın zinciriniz çarptaz olup hem dişlileri hemde kendisini yıpratmasın.

  • Bisiklet kıyafeti nedir? Bisiklete binmek için kıyafet şart mı? Hangi aksesuarları alayım?

Arkadaşlar bisiklet kıyafeti diye birşey yoktur. Bu sadece satış pazarlama stratejisinden ibarettir. İstediğiniz kıyafetle bisiklete binebilirsiniz. Tabi spor kıyafetten bahsediyorum. Yani gidip üzerinde onlarca reklam olan bisiklet forması almanıza gerek yoktur. Havanın durumuna göre güzel bir şort, eşofman, tshirt giyebilirsiniz. Daha doğrusu rahat edebileceğiniz kıyafetler tercih etmelisiniz. Öyle insanlar görüyorum ki bisiklet yarışçısı gibi tayt giyorlar, inanın bisikletçiliği insanlar karşısında itici bir hale getiriyorlar.  Konuyla ilgili şu yazımı okumanızı tavsiye ediyorum. “Bisikleti bile zengin sporu yaptılar!”

Aksesuar konusunda kesinlikle ön ve arka ışığınız olsun arkadaşlar. Gittiğiniz mesafeyi ölçmek istiyorsanız bir de kilometre saati alın ama bunun kablosuz olmasına dikkat etmelisiniz. Kablolu alırsanız ileride değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Bir adet sırt çantası bir çift eldiven sizi rahatlatacaktır. Son olarak gözlük almayı unutmayın 🙂

Bu arada en önemli şey fiyat konusuydu. Arkadaşlar yakşık 1000 lira ile 1500 lira arasındaki bir bisikletle bütün işlerinizi görebilir ve uzun yıllar boyunca kullanabilirsiniz.

Bütün bunların dışında sorunuz olursa cevaplayacağım. Bisikletle ilgili çekmiş olduğum videoları izlemenizi tavsite ederim. 

 

 

Konu Makaleler, Spor0 Yorumlar

İndirim Kuponlarının Altındaki Gizli Gerçekler?

Özellikle bankalar tarafından harıl harıl indirim kuponları dağıtılıyor.  Fakat bu kuponları kullanmaya kalktığımızda bazı sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Sıkıntılar arasında ya bu kuponu kullanmak için belli bir limiti geçmeniz gerekiyor ya da belli ürünlerde kullanabiliyorsunuz. Diyelim ürüne site %5 indirim yapmış o ürünlerde de bu kuponları kullanamıyorsunuz. Genellikle limit koyuyorlar. İzleyelim videomuzu bakalım biz nelerle karşılaştık?

Konu Alışveriş, Makaleler, Videolar0 Yorumlar

Bisikleti bile zengin sporu yaptılar

Ülkemizde yaklaşık dört yıldır 1000-2000 lira arasında bisiklet çılgınlığı yaşanıyor. Şahsen bende bisiklet alırken bu aralıkta aldım. Nedenine gelirsek hafif olsun, fren sistemi hidrolik olsun sağlam olsun dağ tepe bayır dolaşırken beni yormasın ve en önemlisi zırt pırt arıza çıkarmasın istedim. Nitekim öyle de oldu. Keyfi harcamalarımı kenara bırakırsam çok fazla bir masrafım olmadı. Sadece dağ tepe dolaşırken kazalara karşı kask gibi güvenliğimi sağlayacak ürünler aldım.

Başlığa dönecek olursak özellikle 2014 sezonundan buyana  şekilcilik ve gösteriş ön planda. Bu bisiklet yarışlarında gördüğümüz manzaraları artık sokaklarda caddelerde görmemiz mümkün. Arkadaş bu kadar abartıya gerek var mı? Ülkede zaten bisiklet kullanan yok siz iyice bisikleti zengin sporuna çevirip insanları soğutuyorsunuz.

Maksimum bisiklete binerken üzerinde senin üzerinde olması gereken malzemeleri ben söyleyeyim güzel bir şort, kapri, eşofman, tsihirt, çanta, gözlük ve kask. Bunun dışında sen yarışçı değilsin ki üzerinde buram buram reklamlarla dolu tayt şort giyip dolaşasın.

Şu reklam muhabbetine de uyuz oldum arkadaş ya alıyorsun madem ver biraz daha para al güzel reklamsız kıyafetini takıl. İlla bir ürünün şirketin markasını üstünde gezdirmen mi gerekiyor.

Bu tarz arkadaşların ciddi psikolojik problemleri olduğunu düşünüyorum Alfred Adler in ortaya atmış olduğu Aşağılık Kompleksine mi kapıldınız ne yaptınız siz böyle. Durumunuzu acil gözden geçirmenizi tavsiye ediyorum. Piyasa size bu kadar hükmetmesin. Şekilciliğin etkisinde bu kadar fazla kalmayın. İnanın dünyanın diğer ülkelerinde bisiklete binenler sizin kadar abartmıyor. En azından ülkemize gelen bisikletlilerin giyimlerine bakın ders çıkarın. Gelişmişlik kıyafetle olmuyor, gelişmişlik eğitimle, zekayla, bilimle, teknolojiyle oluyor.  Bu tarz giyinince çok kültürlü de olmuyorsunuz.

Ben bunları yazarken başka birinin giyim tarzı hakkında yorum yaptığım için kendime kızıyorum ama uzun süredir bende bisiklete biniyorum ve insanları bisikletten soğuttuğu için bu tarz bir giyim tarzına karşı çıkmaktan kendimi alamıyorum. İnsanlarda böyle giyinmezsem bisiklete binmemem gerekiyor algısı yaratıyorsunuz.

En azından Gürkan Genç gibi profesyonelleri takip edip inceleyin giyimine tavırlarına duruşuna bakın örnek alın. Adam kıtalar arası bisiklet yolculuğu yapıyor ama sizin kadar havalı değil.

 

 

 

Konu Makaleler0 Yorumlar

Aynasız fotoğraf makinesi alınır mı?

Objektifli bir fotoğraf makinesi almaya karar verdiniz ve ince bir araştırma içerisindesiniz. Acaba standart (aynalı) bir DSLR makina mı alsam  yoksa son teknoloji ürünü aynasız bir makina mı alsam diyorsunuz. O zaman tam  da yerine geldiniz. Çünkü tecrübe parayla satın alamayacağınız tek şeydir.

Bende bundan yaklaşık bir sene önce sizler gibi araştırma içerisine girmiş o mağaza senin bu mağaza senin 2000 lira limitle bir makine arıyordum. Çevremde fotoğrafla ilgilenenlerin çok olması dolayısıyla çok fazla bilgi sahibi oldum.

Mağazalarda gördüğüm şey şuydu. Satış danışmanı daha çok satılmayan yada çok satılan ürünleri size öneriyor övüyordu. Yada konuyla ilgili klişe şeylerden bahsediyor beni yönlendiriyordu. Çevremde ise durum biraz daha farklıydı. Nikoncular ve Canoncular diye ayrılıyordu herkes. Bu arada Nikon alacaksanız daha çok stüdyoda iyi iş çıkartıyor Canon’la harika doğa fotoğrafları çekebilirsiniz. Neyse konumuz bu değil 🙂

Arkadaşların bir kısmı Canon al bir kısmı Nikon al diyorlardı. Tamam ikisi de harika markalar sorun yok ama benim istediğim boynumda kocaman bir makinanın dolaşması değildi. İlk önce neden aynalı neden aynasız ayrımını sorgulamaya başladım. Aynalı makineler çok eski bir teknoloji. Yani oturmuş. İnsanlar artık bunun yapımında uzmanlaşmanın ötesine geçmiş.

Aynalı makinelerde vizörden bakarken aslında direk objeye bakmıyorsunuz aşağıdaki resimde de göreceğiniz gibi makinenin o çıkıntılı bölümünde çeşitli aynalar mevcut ve size vizörden baktığınızda yansıtılmış bir görüntü gösteriyor. Böylece ne çektiğinizi görmüş oluyorsunuz.

Peki aynasızlarda durum nasıl?

Aynasız makinelerde ya vizör yok (nx2000) yada dijital bir vizör var arkadaşlar. Yani ayna yok. Peki günümüzde ayna olmasına ihtiyaç var mı? Yada tersten sormak gerekirse teknoloji bu kadar gelişmiş olsaydı adam dijital vizör mü koyardı yoksa ayna koymakla uğraşır mıydı? Varın siz düşünün.

Ben yaklaşık bir senedir 1500 liraya almış olduğum Samsung’un NX2000 Aynasız makinesini kullanıyorum. Oldukça memnunum. Kocaman bir makineyle dolaşmak zorunda kalmıyorum. Beni yormuyor, çok fazla yer kaplamıyor, şip şap fotoğraflarımı çok kaliteli bir şekilde çekiyorum. Çektiğim fotoğraflardan bir kısmına Fotoğraflarım  sayfasından bakabilirsiniz.

Şuan kalıplaşmış yargılar var. Örneğin – makine dediğini şöyle bir kavrayacaksın, sağlam olacak, kendini gösterecek.. Eğer bunlara takılmıyorsanız sadece fotoğrafımı çekeyim diyorsanız alacağınız makine aynasızdır. Sağlamlıksa sağlamdırlar. Ben yeni makine alacak arkadaşlarıma aynasız önerdim fakat benden daha profesyonel arkadaşlarımı dinleyip pişman oldular. Neden çünkü üşeniyorlar makinelerini alıp fotoğraf çekmeye. Gerçekten de öyle eğer fotoğrafçıysanız bu işe gönül verecekseniz makineniz her daim yanınızda olmalı. Çünkü değerli bir fotoğraf ne zaman nerde karşınıza çıkar hiç belli olmaz. Makine sahibi olduğunuzda emin olun keşke makinem yanımda olsa çok diyeceksiniz.

Büyük makine gerçekten büyük bir problem arkadaşlar. Taşıması, çantası, ağırlığı..

Bunların dışında aynalı ve aynasız makinelerin başka bir farkı ise perde ömrüdür. İki makinede de perde vardır fakat aynalı makinelerin perde ömürleri aynasızlara oranla daha düşüktür. Bununla ilgili detaylı bilgiyi TIKLAYARAK edinebilirsiniz.

Son olarak da şunu söyleyeyim eğer 5 bin liranın üzerinde bir makine almıyorsanız 5 bin liranın altındaki CANON, NİKON gibi makinelerin yaptığı herşeyi 1000-1500 liraya alacağınız bir aynasız makineyle gerçekleştirebilirsiniz. Hemde daha mutlu olursunuz.

Tabi aynasız segmentinde 5000 liranın üzerinde makineler de var ama beni şimdilik aşıyorlar 🙂

Ben fiyat performans olarak Samsung’un ürünlerini öneriyorum. Özellikle internete bağlanabilmeleri, facebook, onedrive gibi platformlara kolayca fotoğrafları yükleyebilmeleri açısından harika.

Öneri istiyorsanız ve benim çok param var diyorsanız  Olympus OMD E-M1 ‘i inceleyin derim.

 

 

 

Konu Makaleler, Teknoloji0 Yorumlar

Translate – Çeviri