Etiket Arşivi | ünye iibf

Ordu’da yolcu taşımacılığı ve Ünye Seyehat

Bir süre Ünye’den Ordu’ya gidip gelmek zorunda olduğum için bu hatlarda ulaşım sağlayan firmaları keşfetme fırsatı buldum. Uzun zamandır takdir ettiğim ve rahatsız olduğum belli noktalar vardı. Bu yazımda bunları aktaracağım.

İlk önce Ünye Seyehat’le başlamak istiyorum.

Müşteri olarak Ünye Seyehat’in durağına gittiğinizde ilk sorulan soru nereye gidiyorsunuzdur. Eğer Ünye ya da Ordu’ysa sorun yok -buyrun geçin derler- ama Fatsa ve daha yakın yerlerse yolcunun durumuna göre bir sonraki araca binmek durumunda kalabilirsiniz.

İkinci kısım ayakta yolcu alınması ve -yolda inecekler yalanı-. İnsanlara yolda inecek var denilerek koridor dolduruluyor. Yolda inecek var cümlesi normalde kısa bir süre sonra inecek var anlamına gelir. Ama Ordu’dan binen bir yolcu Fatsa’da indiğinde -yolda inecek var- demek biraz yanıltma oluyor. Fatsa yolun yarısı demek.

Üçüncü olarak yazın aracın içinde klima açma konusunda şoförler çok isteksiz. Siz arkada pişerken klimayı açmamak için direnen şöförlerle karşılaşabilirsiniz. Yada klima açmasını söylediğiniz şoförün size kabaca davrandığını görebilirsiniz.

Kabalık demişken kesinlikle Ünye Seyehat’te bulunan şoförlerin büyük bir kısmı kaba ve agresif. Kesinlikle nezaket yok. Pardon pardon. Nezaket ilgi alaka var. Sadece siz araca bininceye kadar. Bindikten ve yola çıktıktan sonra o -buyrun şöyle oturun- sözlerinin yerine sen şuraya geç, sen burada otur.  Orası dolu. Yolda yolcu alacağım.

Bu yolda yolcu alacağım kısmı da başka olay. Sen kalk durağa git araca bin. Para verdiğin halde koltuğa oturtulma. Neden orasını rezerve etmişler birilerine.  Böyle bir şey olabilir mi? Siz ondan daha mı az para veriyorsunuz. Tam bir terbiyesizlik.

Aynı zamanda birazdan kalkacak cümlesine de kesinlikle inanmamanızı tavsiye ediyorum. Araçlar kesinlikle dolmadığı sürece kalkmıyor. 1 yolcu bile kalsa yarım saatte bir kalkması gereken araçlar bazen 10 – 15 dakikaya kadar rötar yapabiliyor.

Dün yaşadığım talihsiz bir olayı anlatmak ve en son olarak da Ordu’da bulunan ve Sağra minibüsleri olarak bilinen hat için birkaç şey yazmak istiyorum.

Dün Ünye’de aşırı bir yağmur ve fırtına vardı. Sabah saatlerinde durağa gittim ve 8 de kalkacak araca bindim.  Araç Fatsa’ya girince şoför yaşlı bir teyze ile amcayı Fatsa meydandan indirmek istedi. Yağmur tüm şiddetiyle yağıyordu ve bagajları vardı. Şoförün benim bu yazıyı yazmama sebep olan cümlesi şuydu. -Ben sizinle uğraşamam yağmur yağıyor daha durmayacağım burada inin- Yaşlı teyze ve eşi araçtan indirildi bagajları teslim edildi. Tek istedikleri ise biraz daha ilerde inmekti. (08.09.2014 8 arabası)

Peki şoför Fatsa’da durmadı mı? Tam üç kere yolcu almak için 2 kere de yolcu indirmek için durdu. İnen yolcuya iyi günler deyip arkasından da laf söylemeyi eksik etmedi.

Ünye Seyehat kullanan yolcularla konuştuğumda büyük bir kısmı şikayetçi ve sadece mecbur oldukları için bu hattı kullandıklarını söylüyorlar.  Tabi şoförlerin geneli için bunları söylemek haksızlık olur ama bunların yaşandığı da bir gerçek.

Bende onlara şu öneriyi yapıyorum 1 lira daha fazla verin Ünye’den Ordu’ya giderken şehirler arası otobüs kullanın. Dönerken de Metro gibi oturmuş kaliteli hizmet sunan hiç değilse müşteriye nasıl davranması gerektiğini bilen görevlilerin olduğu hatları tercih edin.

Bahsetmek istediğim diğer firma da dediğim gibi Ordu Merkez’den Üniversite’ye taşımacılık yapan Sağra minibüsleri. Kibarlık, müşteriye ilgi, saygı ve sevgi burada ortaya çıkıyor. Birbirleriyle telsiz yoluyla sürekli iletişim halindeler ve çok zor durumda kalmadıkça ayakta yolcu almıyorlar. Aç gözlülük kesinlikle yok. Bıraktıkları yolcuyu arkadaki araca yer ve sayı olarak söylüyorlar ve o yolcular oradan hemen alınıyor. Ben kendilerini şahsım adına tebrik ediyorum.  Ünye Seyehat’inde en kısa zamanda yolcuyla iletişimini güçlendirmesini diliyorum.

Not: Fotoğraf temsilidir.

 

 

 

Konu Makaleler, Seyehat0 Yorumlar

Türkiye’de Atatürk Düşmanları

Güzelim Türkiye’mizde Türkiye’mizin kurucu Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ne yazık ki toplumu kendi ideolojileri ile biçimlendirmek isteyen kesimler bir taraftan Atatürk’ü bir taraftan dini, bir taraftan laikliği, bir taraftan da milliyetçilik  gibi kavramları kullanıyorlar.

Nitekim Atatürkçü Düşünce Derneği’de bunlardan birisi.  Atatürkçü Düşünce Derneği adı altında toplanmış toplumun değerlerinden, yaşam tarzından, düşüncesinden  tamamen farklı olan, toplumu kucaklamak yerine iten, sen farklısın sen bizden değilsin izlenimi yaratan, her şeyin en güzelini biz biliriz, bizim doğrularımız-düşüncelerimiz mutlaktır, herkes bizim gibi düşünmeli tavırlarıyla insanları kendilerine düşman eden bir dernek ve dernek üyeleridir. Tabi bunların hepsini aynı kefeye koymuyorum ama on tanesinden bir tanesi herkesi kucaklayan bir yapıya sahipse ve Atatürk’ü bilmek öğrenmek için ordaysa onu başımın üstünde taşırım.

Atatürk’ü kendi görüş ve ideolojisi çerçevesinde insanlara anlatanlar, onun hayatını, düşüncelerini, ideallerini bilmeyenler, onu topluma yanlış tanıtanlar, onun isminden güç alıp onun değerleriyle beslenenler onun en büyük düşmanlarıdır.

Çünkü bu insanlar kendi düşüncelerini Atatürk’ün ismi altında toplanarak halka sunmakta ve onu halkın gözünde küçük düşürmektedirler.

Çevremizde bunu sık sık görmekteyiz.  Örneğin geçtiğimiz yıl Ünye İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde Ordu Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü kuruldu. Fakülte içerisinde öyle bir hava estirildi ki neredeyse başkalarının Atatürk demesi bile hor görülmeye başlandı. Grup üyelerinin hep birlikte olması, aynı şeyleri yapması, aynı görüşü benimsemeleri, aynı düşünce yapısında olmaları bunun bir göstergesiydi.  Berkin Elvan’ın ölümüyle  Atatürkçü Düşünce Kulübü üyeleri Facebook sayfalarında bir duyuru yayınladılar ve duyurularında kantinde eylem yapacaklarını söylediler.

Soruyorum şimdi böyle bir eylemi neden Atatürkçü Düşünce Kulübü çatısında yaptılar? Bu olaylara farklı bakan insanları itmedi mi bu durum? Neden Atatürk’ün adı bu planda öne atıldı? Neden sizden olmayanın Atatürk’e bakış açısını değiştiriyor ve onları yanlış yönlendiriyorsunuz?

Paylaşımlara bakmaya devam ediyorum ve görüyorum ki Atatürkçü Düşünce Kulübü adı altında toplananlar belli bir siyasi grubun mensupları ve o grubun temsilcileriymiş gibi konuşuyorlar.

Şimdi soruyorum Atatürkçü olmak bu mudur? Atatürkçü Düşünce Derneği yada Kulübü’nden olmayanlar Atatürkçü olamıyorlar mı? Atatük’ün ismi neden sizin siyasi düşünce ve ideolojileriniz çerçevesinde kullanılıyor?

Sizin gibi toplumla iç içe olmayan, toplumun değerlerinden uzak, kendi değerlerini topluma benimsetmeye çalışanlar Atatürk ve Atatürkçü düşünce için en büyük tehlike ve tehdittir. O nedenle ülkemizde Atatürk’ün ismini kullanan dernek ve kuruluşların siyasi amaçlardan çok Atatürk sevgisi için bir araya gelmiş insanlar olması daha doğru olacaktır.

Diğer bir örnek de yine geçtiğimiz günlerde Ünye Belediye Sineması’nda kimsesiz çocuklar için destek gecesi düzenlendi. Geceyi organize edenler arasında Atatürkçü Düşünce Derneği vardı. Gecede üniversite öğrencileri şiirler ve müzikleriyle sahne aldı ve kimsesiz çocuklar için yardım toplandı.

Eğlenceye Ak Parti Ünye Belediye Başkanı Ahmet Çamyar, CHP Ünye Belediye Başkan Adayı İsa Maral gibi siyasi kişiliklerin yanında Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan’da katıldı.

Eğlence öncesinde Tansel Çölaşan’ın siyasi konuşması orda bulunan Ak Partili, CHP’li MHP’li ve diğer görüşten olan insanlar için tam bir facia oldu. Geceye gölge düşürdü ve Ahmet Çamyar, İsa Maral gibi siyasi kişiliklerin yanında vatandaşında salonu terk etmesine neden oldu.

http://www.hizmettv.com.tr/haber_detay.asp?haberID=16717

Bu örnekte de yukarıda bahsettiğim durumlar karşımıza çıktı. Şimdi sorduğum soru şu. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan’ın konuşması Atatürk’ün düşüncesi mi yoksa Tansel Çölaşan’ın kendi düşünceleri miydi? Varın siz karar verin!

Atatürk’ten beslenen Atatürk düşmanlarına her daim karşı çıkmalı ve toplumun gözünde onu yıkmalarına izin vermemeliyiz.

 

 

 

Konu Makaleler, Siyaset0 Yorumlar

Bir üniversite hocası ne kadar alçalabilir? Ünye İİBF

Aslında başlığı her boku yiyeceğini zanneden üniversite hocası diye atmalıydım ama her neyse.

Ordu Üniversitesi Ünye İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde final haftası ve ben Matematik sınavına giriyorum.

Başıma sınavın sonuna doğru öyle bir olay geliyor ki halen anlam veremiyorum. Bugüne kadar girdiğim tüm sınavlarda cüzdanımı masanın üstüne koydum. Bir Allah’ın kulu da gelip cüzdanıma bakmadı. Çünkü cüzdan hep bir köşede ben bir köşedeydim bazen telefonumu da bile aynı şekilde koydum ki kopya muamelesi yapılmasın.

Ama bugün kendine eğitimci süsü vermiş, insanların özeline, hakkına-hukukuna saygısı olmayan bir öğretim görevlisi tarafından cüzdanım İZİNSİZ bir şekilde karıştırıldı. Cüzdanı çekip elinden aldım ve çıkıştım.

Yediremedi kendine, tekrar geldi ve sınav kağıdımı aldı. Sebebi kıpırdamadığım sınavda benden şüphelenmesi olmuş. Niye çünkü ben izin vermedim her istediğini yapmasına.

Sınavda şüphe  üzerine kağıt alındığı görülmüş müdür?

Bayanların da çantaları duruyor masa üstlerinde altlarında  aynı muamele onlara da yapılıyor mu? Bu ne alçakça birşeydir!

Polisin bile hakim kararı olmadan insanların kapalı eşyalarını arayamadığı bir ülkede sen kimsin ya benim cüzdanımı karıştırmayı kendinde hak göreceksin!

Üniversitede hocalık yapan bir eğitimci bunu yapar mı?

Dekan yardımcısına gidersin, dersin hocasına gidersin söylersin sonuç çıkmaz.

Allah Belanızı Versin!

Konu içimden gelenler, Makaleler0 Yorumlar


Translate – Çeviri