Etiket Arşivi | recep tayyip erdoğan

Seçim Sonrası Hedef Recep Tayyip Erdoğan ve Projeler

Seçim bitti ve yeni bir süreç başladı!

7 Haziran öncesi yapılan çirkin işbirlik neticesinde istenen oldu ve Ak Parti zayıflatıldı. Aslında zayıflatılmak istenen Ak Parti hükümeti değildi! Hedef Türkiye’nin hızlı gidişatının ve ilerlemesinin durdurulmasıydı. Bunu başarmak için adeta PKK’nın siyasi sözcüsü haline gelmiş HDP’yi meclise sokmak yeterliydi. Özellikle Almanya, İngiltere, Fransa, İsrail ve Amerika’nın aralarında bulunduğu dış basında özellikle Ak Parti aleyhine ve HDP lehine propaganda sürdürüldü. Nitekim yapılan propagandalar ve algı operasyonları Ak Parti’nin tek başına hükümet kurmasının önüne geçti. Peki bitti mi? Hayır! Asıl oyun şimdiden sonra başlıyor!

Dünya’da mazlumların sesi olan bir ülke vardı. Bu ülke Ortadoğu, Asya ve Afrika’da hızla taraftar kazanmakta ve destek görmekteydi. Ak Parti’nin iktidar olduğu 13 yıllık süreçte Türkiye’nin büyüyen ekonomisi, ve yükselen sesi durdurulmalıydı! Herşey dünya 5’den büyüktür sözüyle başladı. Bu sözden sonra şimşekler Türkiye ve Türkiye’yi yöneten kesime geldi. Seçimlerle zayıflatılan Ak Parti’den sonra sırada %52 oyla seçilmiş Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı vardı.

İlk olarak algı operasyonları Ak Parti ve seçmeni üzerinden yapıldı. Seçimdeki oy kaybının sebebi Recep Tayyip Erdoğan yaptığı mitingler olarak gösterilmek istendi. Ardından Ahmet Davutoğlu’nun “Recep Tayyip Erdoğan’ın meşruiyeti tartışılamaz” çıkışından sonra başarılı olamayacaklarını anladılar.

Hedefte olan başka bir konu ise Ak Parti döneminde başlatılan mega projelerdi. Seçim sonrası ilk olarak 3. köprünün bağlantı yollarının yapımı durduruldu. Bunda başı çeken Mimarlar Odası’ydı.(TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi ile Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi – Avukatı Can Atalay)

Mesele Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, halkın rahatlığı ve refahı olunca nasıl engelleriz, 3. körüyü, 3. havalimanını nasıl durdururuzun planlarını yapanlar. Sarıyer’de ve Türkiye’nin diğer illerinde zenginler için yapılan villalar söz konusu olunca seslerini çıkarmadılar. Demek ki mesele ağaçların kesilmesi ormanın bozulması değildi.

Türkiye’nin gelişmesi ve büyümesini istemeyen bu vatan hainleri Ak Parti döneminde dikilen ağaç, yapılan park ve yeşil alan çalışmalarını hiçbir yerde gündeme getirmezler. Ama iş halkın rahatı olunca nerde ne var ortaya döker ve önlenmesi için ellerinden geleni yaparlar. Bu hainlere millet olarak birlik olup prim vermememiz gereken bir dönemde yaşırıyor. Herkes bunun bilincinde olmalı ve gereken ders en kısa zamanda verilmelidir.

 

Konu Makaleler, Siyaset0 Yorumlar

Zaman Gazetesi, CHP, Fuat Avni, Umut Oran, Emre Uslu

O kadar karmaşık ve yalanla dolu 2 sene geçiriyoruz. İlk etapta Zekeriyya Öz’e gelmek istiyorum. Buram buram cemaatci kokan Zekeriyya Öz  BBC’ye açıklama yapıyor ve ben cemaatci değilim. Gülen cemaatiyle işim olmaz diyor. Oha diyorum.

İkincisi üniversitedeyken cemaat yurdunda kalan Mesut diye bir arkadaşım vardı. Arada bizi evlerine davet eder bir abileri gelir sohbet ederdi dağılırdık. Bir gün Mesut harıl harıl Zaman Gazetesi üyesi bulmaya çalışıyorken beni de üye yapmaya çalıştı bende şunu söyledim. Kardeşim zaten 1 milyon üyeniz var bırak bikaç kişi eksik kalsın niye bu kadar uğraşıyorsunuz diye sorunca. O zaman anlamadığım şimdi bu olaylardan sonra daha iyi anlayabildiğim cümleyi kurdu.

“Eğer Zaman Gazetesi Türkiye’de en fazla okunan abone olunan gazete olursa dünyanın herhangi bir yerinde oturan kişi Türkiye gündemini öğrenmek için hangi gazeteyi okur?” dedi. Haklıydı. Bu cümle cemaatin bütün amacını ortaya çıkartıyordu. Şuan dünyanın her yerinde seçilmiş hükümete karşı ülkeyi anti demokratikleştiriyor diye kara propaganda yapıyorlar. Bunu Today’s Zaman gibi yurtdışı gazetelerinde ve yayınlarında daha fazla görebilirsiniz.  Heh söylemeden edemeyeceğim bu arkadaş 3. sınıfta iş hayatına başladı bir adliyede katip olarak görev yapıyor.

Üçüncü kısım ise Emre Uslu’nun kullandığı Fuat Avni ve CHP meselesi.  Ben CHP’nin cemaat tarafından bu kadar ele geçirildiğini düşünmüyordum. Sadece CHP’nin Ak Parti’yi bitirmek için cemaate destek verdiğini düşünüyordum. Ama vaziyet öyle değilmiş.  Son çıkan Twitter direkt mesajlarına göre CHP Umut Oran vasıtasıyla Fuat Avni’den direk emir alıyor ve bunları uyguluyor. Dolarlar, milyonlar havalarda uçuruluyor. CHP’nin buna göz yummasının nedeni büyük ihtimalle Baykal’ın da düştüğü seks kasedi tuzağı. Çünkü yazışmalarında 45 tane kasetten bahsediliyor.

Fuat Avni bu görüntülerin Fethullah Gülen’in gizli bilgisayar ekibi tarafından saklandığını ifade ediyor.

Son on yılı hesaba kattığımda şunu söyleyebilirim. Eskiden cemaat ezilen pozisyondaydı saklanarak büyüdü güçlendi iyice devlet kademesinde söz sahibi olmaya başladı. Ak Parti iktidara geldiğinde ise önleri açıldı ve daha da güçlendiler. Sonrasında ise Balyoz ve Ergenekon davalarıyla karşılarında olan herkesi bitirdiler. Girdikleri her kurumda para, rüşvet, tehdit, şantaj ve iktidar gücüyle söz sahibi oldular. İktidar bunu anladığında cemaat artık durdurulamayacak noktaya gelmişti.  Artık bütün mesele Ak Parti hükümetinden ziyade Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirme meselesiydi. Çünkü Ak Parti içerisinde de başta İdris Naim Şahin olmak üzere Hakan Şükür gibi cemaate hizmet eden vekiller vardı. Bunları ele geçirmek yönlendirmek kolaydı. Ama ele geçiremedikleri tek kişi Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Durum o kadar vahim bir hal almıştı ki. Erdoğan Başbakanken odasına cemaat polisleri tarafından dinleme cihazları bile yerleştirildi. Bunlar tespit edildiğinde ise karşı operasyonlarla başbakanın çevresindeki cemaat ekibi tasfiye edildi. Hatta geçtiğimiz günlerde dinleme cihazlarına başbakanın ofisine yerleştirenler Romanya’da yakalandı. Bunların Türkiye’ye getirilmesiyle birlikte işler iyice çözümlenecektir.

Tam bir devlet içinde devlet doğmak üzereydi öyle ki Milli İstihbarat Teşkilatı’nı karalamak için MİT’in gözetimindeki tırlara cemaatin mensup olduğu savcı asker ve polislerle operasyon yapıldı. MİT CHP ve cemaat tarafından terörist bir faaliyet içerisindeymiş gibi gösterildi. Haberler anında Zaman Gazetesi ve cemaat diğer yayın organları tarafından dünya gündemine taşınmaya çalışıldı.

Buda yetmezmiş gibi MİT’in başındaki isim olan Hakan Fidan Oslo’da PKK ile yapılan çözüm süreci görüşmeleri bahane edilerek ifadeye çağrıldı amaç vatana ihanetten Recep Tayyip Erdoğan’ı gözaltına almaktı. İfadeye çağıran savcı ise Sadrettin Sarıkaya isimli özel yetkili bir savcıydı. Nitekim Hakan Fidan ifadeye gitmeyerek bunların emellerini boşa çıkardı.

Ak Parti, CHP, Cemaat, Fethullah Gülen gündemi bakalım ileride bizlere daha neler gösterecek. Merakla beklenen konu ise 7 Haziran 2015 seçimleri. Bu seçimlerden sonra Ak koyun karakoyun ortaya çıkacaktır.

 

Konu Makaleler, Siyaset0 Yorumlar

Gündeme Dair – Berkin Elvan, Burak Can, Gezi Parkı, Cemaat

Gençliğimizin baharındayız! Çocuklarımıza ve geleceğimize anlatacak çok şeyimiz var.

Ölenler neden öldü! Mesele ekmek miydi, vatan mıydı, din miydi neydi? Yoksa mesele Türkiye tarihine gelmiş ikinci en büyük lideri ortadan kaldırmak mıydı?

Yaşanan süreçle bunu en adi, en pis şekilde gördük duyduk! Amerika, İsrail ve Avrupa destekli finans kaynaklarıyla Türkiye’nin nasıl bir girdabın içine sokulmak istendiğini gördük.  Süreci iyi analiz etmek için biraz geçmişe dönelim ve önce Gezi Parkı Gerçekleri başlıklı makalemi okuyun!

Süreç tam anlamıyla Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirme politikasına dönüştü. Bütün siyasiler, dini gruplar, sanatçılar, aydınlar Türkiye’nin yükselen sesi Erdoğan’ı bitirmenin peşindeydiler. İlk önce halkı sokağa dökmenin yolları arandı. Planlı yada plansız polislere şiddet uygulatıldı. Sistemli ve programlı şekilde insanlar sokaklara çekildi. Nasıl bir oyunun içinde oldukları hiç anlatılmadı.

Türkiye’deki finans çevreleri tarafından da şiddetle desteklenen olaylar halkın umudunu kırmak Gezi Parkı’nda kesilen ağaçları bahane ederek onları sokağa dökmekti. Sanatçılar tiyatroların özelleştirilme girişimlerini bahane ettiler. Neden devlet sanatçısı bedava maaş menfaat menfaat. Kitleriyle birlikte sokağa çıkıp Recep Tayyip Erdoğan’a kin kustular. Mesele ağaçtı tabi! Yersen öyle!

Ardından insanlar sokaklara davet edildi. Otobüsler meydanlardan kalktı. Facebook’da Twitter’da ve diğer sosyal ağlarda otobüslerin güzergahları kalkış saatleri verildi. Taşlar, sopalar, molotoflar depolandı. Taksim’de insanlar öldü. Öldürüldü! Polisler köprülerden atıldı!

Sokaklar Allah’a Peygamber’e küfreden Ahmet Atakan gibi gençlerle doldu taştı! Ahmet’de öldü polisler de öldü! Bugüne yaklaştığımızda yapılan planların hiçbirinin tutmadığını gördük, yaşadık.

Daha dün Fethullah Gülen cemaatinin devletin içine nasıl sızdı, devletin en hassas kurumlarına nasıl girdiğini, ülkenin en çok korunan adamı, Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ı nasıl dinlediklerini gördük! Ofisine kimlerin aracılığıyla dinleme cihazları konulduğu ve bu cihazları koyan koruma ekibinin Amerika’ya nasıl kaçtığını gördük.

Cemaat’in kritik görevlerde bulunan savcı, hakim gibi insanları nasıl kullandığını, devlet elifle devlete nasıl operasyonlar yapıldığını gördük.

Hizmet hareketi diye bilinen Fethullah Gülen cemaatinin finans kaynaklarını yöneten, yurtdışı okullarını açan, cemaate resmiyet kazandıran, siyasi ilişkilerini kuran güçlendiren Nurettin Veren isimli vatandaşın 2007 yılında yazmış olduğu ve bugün yaşadıklarımızı anlatan kitabın nasıl ortadan yok edildiğini gördük.

Bugüne geldiğimizde ölüler üzerinden siyasetin en acımasızca nasıl yapıldığına şahit olduk. Buna biz ikiyüzlü siyaset dedik! Ölenler olmasın gidin oyunuzu kullanın hesabınızı sandıkta görün dedik. Kan dediler! Birisi ölsün sokağa dökülelim yakalım yıkalım dediler!

Cemaat’in Recep Tayyip Erdoğan’ı yıkamadığını gördüklerinde ortaya Berkin Elvan’ı attılar. Teröristti, patlayıcı vardı gibi iftira yada değil bunlar beni ilgilendirmiyor! Hiçbiri bir insanın ölümü, öldürülmesi kadar kötü değildir! Berkin Elvan’ın ölümünü beklediler. Ölsün de sokaklara çıkalım diye dua ettiler. Ne oldu 269 gün sonra Berkin öldüğünde sokaklara indiler.

Olmuyor Cemaat’in gücü yetmedi biz bitireceğiz dediler. Berkin’in cenazesinin ertesi gününde Burak Can isimli bir genç DHKP-C terör örgütü tarafından Okmeydanı’nda öldürüldü.

Berkin’in öldürülmesini dünyaya duyuranlar #RememberBerkin diye Amerikan gazetelerinde bağış toplayıp ilan verenler Burak Can için samimiyetsizliklerini gösterdiler. O gün olaylardan dolayı kalp krizi geçirip ölen polis içinde kılları kıpırdamayan insanlar. Berkin öldü diye yaygara koparanlardı.

Kimi ölsün Alevi dedi, kimi terörist dedi. Biz ölmesin diyoruz. Birileri rant sağlayacaksa, birileri bu ölüler üzerinden siyasi emellerini gerçekleştirecekse, birileri biri ölsünde cebimize para girsin diyecekse! Hayır Kimse ölmesin!

Benim oy verdiğim partiyi sen sokakta taşlıyorsan karşına ilk çıkacak olan benim! Çünkü ben senin oy verdiğin partiye saygı duyuyorum, senin oyuna saygı duyuyorum, senin düşüncene saygı duyuyorum! Ama sen bunu yapmıyorsun!

 

Konu Makaleler, Siyaset0 Yorumlar

Başbakan’dan BDP ve CHP’ye demokrasi dersi

Erdoğan, ana muhalefet partisini eleştirdiği konuşmasında, CHP’li vekillerin TBMM’de yemin etmemeleri ile ilgili olarak, ” TBMM çatısı altında, Genel Kurul’a girmek suretiyle geçici başkanın da yoklamayı yaparken ismini andığı kişi, onun ‘yok’ demesini acaba hangi dürüstlük anlayışı içerisine sığdırıyorsunuz? Dürüstlük kavramı ve yalan ne zamandan beri arkadaş oldular? Bu ana muhalefetin tarihine kara bir leke olarak geçmiştir” dedi.
Başbakan Erdoğan şöyle konuştu:

“CHP ONTOLOJİK SORUNLAR İÇERİSİNDEDİR”

“Nasıl olsa kanunları esnetiriz anlayışı ile, sonuçları bilerek, keyfice adaylar gösterenler bugün yargının kararlarına herkes kadar saygı duymakla mükelleftir. Millet iradesi ile adalet duygusu karşı karşıya getirilemez. Hem meclise gelip oturacaksın, hem de ‘ben yokum’ diyeceksin. TBMM çatısı altında, Genel Kurul’a girmek suretiyle geçici başkanın da yoklamayı yaparken ismini andığı kişi, onun ‘yok’ demesini acaba hangi dürüstlük anlayışı içerisine sığdırıyorsunuz? Dürüstlük kavramı ve yalan ne zamandan beri arkadaş oldular? Bu ana muhalefetin tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Açıkça söylüyorum, CHP ontolojik sorunlar içerisindedir. Dün sandığı, bugün Meclis’i boykot ederlerken, milli iradenin önündeki engel AK Parti değil, kendileri olacaktır”
“ÇOK BÜYÜK HAKSIZLIKLARA MARUZ KALDIK AMA ANAYASAYI TAKMAMAZLIK ETMEDİK”
AK Parti olarak kuruldukları günden bu yana çok büyük haksızlıklara maruz kaldıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, “Hakkımızda, ‘muhtar bile olamaz’ diye manşetler atıldı. Şiir okuduğumuz için hüküm giydik. Sandıktan çıkan sonuçlar sorgulandı. Gazete kipürleri delil olarak kullanıldı. Partimiz, parlamentonun yüzde 65’ine sahip olduğumuz zamanda kapatılmak istendi. Cumhurbaşkanı seçmemiz engellenmek istendi. En güçlü olduğumuz dönemde, darbe vurulmak istendi ve biz o yıl kayba uğradık. Aslında böyle bir şey olmasaydı, kişi başına milli gelir 11 bin doların daha da üzerinde olacaktı. Hiçbirine boyun eğmedik ama hukuk içinde çözmenin gayreti içerisinde olduk. Anayasayı takmamazlık etmedik. Dayatmalarla, tehditlerle yol almaya çalışmadık. Bize gönül verenleri sokaklara dökmedik” diye konuştu.
“AK PARTİ HÜKÜMETLERİ DÖNEMİNDE YARGI HİÇ KİMSEDEN EMİR ALMAZ”

Başbakan Erdoğan, Meclis’in boykot edilmesi ile ulaşılacak bir hedef olmadığının altını çizerek, “Milli irade üzerinde vesayeti kabul etmiyoruz. Bunun kadar hukukun hiçe sayılmasını, demokrasinin istismar edilmesini de tasvip etmiyoruz” dedi. CHP’yi tutarsızlıkla suçlayan Başbakan, “Hukukun siyasallaştığından dert yanıp, hukuka siyasi müdahalede bulunulmasını istemenin ne kadar büyük bir tutarsızlık ve vahim bir hata olduğunu çok iyi biliyoruz. Bilmek istemeyenlere, bir kez daha duyuruyorum.. Türkiye bir hukuk devletidir. Yargının kararlarından dolayı, doğrudan AK Parti’yi itham edenler eski alışkanlıkları nüksedenlerdir. Onların zamanında yargı, yasama ya da yürütmeden talimatlar almış olabilir ama AK Parti hükümetleri döneminde yargı, hiç kimseden emir almaz” diye ekledi.

BAŞBAKAN BU İŞİ ÇÖZSÜN DİYORLAR, BAŞBAKAN NE YAPACAK?”

“Biz, kapatılma davamızda dahi mücadelemizi hukuk içinde verdik” diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Üstelik bugün, milli iradeyi temsil ettiği söylenen ve terör örgütü kurmaktan yargılanan o yazarlar, AK Parti’ye kapatılma davası açıldığı süreçte ‘Yargı da milli iradedir’ şeklinde yazılar kaleme aldılar. Dün milli iradeyi temsil eden yargı, bugün temsil etmiyor mu? Dün güya millet adına karar veren yargı, bugün vermiyor mu? Şu anda aradıkları, azınlığın çoğunluğa tahakküm etmesi. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman bu milletin iradesini biz nereye koyacağız? ‘Başbakan bu işi çözsün’ diyorlar. Başbakan ne yapacak? Hakimleri, mahkemeleri arayıp talimat mı verecek? Başka iktidarlar döneminde bunlar yaşanmış olabilir. Bizim dönemimizde bunlar yaşanmayacak. Yargı kararlarından dolayı, TBMM’ye gelmeyenler, gelip de yemin etmeyenler güçler ayrılığını hala kabullenemeyenlerdir. Hiç kimsenin de kanunları çiğneme hakkı yoktur. Türkiye muz cumhuriyeti değil, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir”

PARLAMENTONUN ÇALIŞMASINA ENGEL BİR DURUM YOK”

CHP’nin çalışmalara katılmasının ya da katılmamasının parlamentonun çalışmalarını aksatmayacağını ifade eden Başbakan Erdoğan, “Muhalefet ister gelsin, ister gelmesin parlamentonun çalışmasına engel yoktur. Ana muhalefetin genel başkanı televizyonları dolaşıyor. ‘Biz olmadığımız sürece komisyon çalışmaz’ diyor. Kılavuzu maalesef yanlış. Parlamento hukukunu bilen yanında bir tane adamı yok. Sayın Kılıçdaroğlu, komisyon bal gibi çalışır. Yeter ki, bizim arkadaşlarımızın katılımda bir eksiği olmasın. Herkes katılımını tam mana ile ortaya koysun, komisyon nasıl çalışıyor göreceksin. Meclis divanı da aynı şekilde. Çünkü AK Parti’nin sayısı, herşeye muktedir durumdadır ama istiyoruz ki, demokrasi muhalefetle güç kazandığından siz de orada olun. Gelirsiniz ya da gelmezsiniz, o sizin bileceğiniz iş” diye konuştu.
“YEDİ BÖLGEDE DE BİRİNCİ OLAN TEK PARTİYİZ”
AK Parti’nin Türkiye’nin demokrasi tarihinde bir ilki başardığını belirten Başbakan Erdoğan, “AK Parti, 12 Haziran seçimlerinde yedi bölgenin yedisinde de birinci olan tek partidir. Bu Türkiye’nin demokrasi tarihinde yoktur” dedi. Başbakan, herhangi bir bölgenin ya da etnik grubun partisi olmadıklarını da ifade etti ve “Biz, 74 milyonun partisi olduğumuzu milletimizle ispatladık. 81 vilayetin 78’inden milletvekili çıkarmak, izlediğimiz birlik siyasetinin bir sonucudur. Bu ülkenin aydınlarına, yazılı ve görsel medyasına sesleniyorum..Seçim öncesi ‘AK Parti acaba Güneydoğu’yu artık terk mi ediyor, bırakıyor mu?’ diyenlere sesleniyorum. 12 Haziran seçimleri, AK Parti’nin hiçbir yeri terk etmediğini çok açık ve net göstermiştir” dedi.
“ÇİN VE ARJANTİN’İN ÖNÜNE GEÇMEK SURETİYLE DÜNYA BİRİNCİSİ OLDUK”
Başbakan, 2011 yılının ilk çeyreğindeki büyüme oranlarına da değinerek, “Milletimizi çok yakından ilgilendiren güzel bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye İstatistik Kurumu, 2011 yılının ilk çeyrek büyüme oranlarını açıkladı. Türkiye ekonomisi Ocak-Şubat-Mart döneminde yüzde 11 gibi çok yüksek bir büyüme kaydetti. Çin ve Arjantin’in önüne geçmek suretiyle, dünya birincisi olduk. Bu bizim ayaklarımızı yerden kesmeyecek. Bu, işi daha ciddi tutmamızın sinyalidir. Daha kararlı olacağız” diye konuştu.

 

Konu Makaleler4 Yorumlar


Translate – Çeviri