Etiket Arşivi | gezi parkı

Gündeme Dair – Berkin Elvan, Burak Can, Gezi Parkı, Cemaat

Gençliğimizin baharındayız! Çocuklarımıza ve geleceğimize anlatacak çok şeyimiz var.

Ölenler neden öldü! Mesele ekmek miydi, vatan mıydı, din miydi neydi? Yoksa mesele Türkiye tarihine gelmiş ikinci en büyük lideri ortadan kaldırmak mıydı?

Yaşanan süreçle bunu en adi, en pis şekilde gördük duyduk! Amerika, İsrail ve Avrupa destekli finans kaynaklarıyla Türkiye’nin nasıl bir girdabın içine sokulmak istendiğini gördük.  Süreci iyi analiz etmek için biraz geçmişe dönelim ve önce Gezi Parkı Gerçekleri başlıklı makalemi okuyun!

Süreç tam anlamıyla Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirme politikasına dönüştü. Bütün siyasiler, dini gruplar, sanatçılar, aydınlar Türkiye’nin yükselen sesi Erdoğan’ı bitirmenin peşindeydiler. İlk önce halkı sokağa dökmenin yolları arandı. Planlı yada plansız polislere şiddet uygulatıldı. Sistemli ve programlı şekilde insanlar sokaklara çekildi. Nasıl bir oyunun içinde oldukları hiç anlatılmadı.

Türkiye’deki finans çevreleri tarafından da şiddetle desteklenen olaylar halkın umudunu kırmak Gezi Parkı’nda kesilen ağaçları bahane ederek onları sokağa dökmekti. Sanatçılar tiyatroların özelleştirilme girişimlerini bahane ettiler. Neden devlet sanatçısı bedava maaş menfaat menfaat. Kitleriyle birlikte sokağa çıkıp Recep Tayyip Erdoğan’a kin kustular. Mesele ağaçtı tabi! Yersen öyle!

Ardından insanlar sokaklara davet edildi. Otobüsler meydanlardan kalktı. Facebook’da Twitter’da ve diğer sosyal ağlarda otobüslerin güzergahları kalkış saatleri verildi. Taşlar, sopalar, molotoflar depolandı. Taksim’de insanlar öldü. Öldürüldü! Polisler köprülerden atıldı!

Sokaklar Allah’a Peygamber’e küfreden Ahmet Atakan gibi gençlerle doldu taştı! Ahmet’de öldü polisler de öldü! Bugüne yaklaştığımızda yapılan planların hiçbirinin tutmadığını gördük, yaşadık.

Daha dün Fethullah Gülen cemaatinin devletin içine nasıl sızdı, devletin en hassas kurumlarına nasıl girdiğini, ülkenin en çok korunan adamı, Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ı nasıl dinlediklerini gördük! Ofisine kimlerin aracılığıyla dinleme cihazları konulduğu ve bu cihazları koyan koruma ekibinin Amerika’ya nasıl kaçtığını gördük.

Cemaat’in kritik görevlerde bulunan savcı, hakim gibi insanları nasıl kullandığını, devlet elifle devlete nasıl operasyonlar yapıldığını gördük.

Hizmet hareketi diye bilinen Fethullah Gülen cemaatinin finans kaynaklarını yöneten, yurtdışı okullarını açan, cemaate resmiyet kazandıran, siyasi ilişkilerini kuran güçlendiren Nurettin Veren isimli vatandaşın 2007 yılında yazmış olduğu ve bugün yaşadıklarımızı anlatan kitabın nasıl ortadan yok edildiğini gördük.

Bugüne geldiğimizde ölüler üzerinden siyasetin en acımasızca nasıl yapıldığına şahit olduk. Buna biz ikiyüzlü siyaset dedik! Ölenler olmasın gidin oyunuzu kullanın hesabınızı sandıkta görün dedik. Kan dediler! Birisi ölsün sokağa dökülelim yakalım yıkalım dediler!

Cemaat’in Recep Tayyip Erdoğan’ı yıkamadığını gördüklerinde ortaya Berkin Elvan’ı attılar. Teröristti, patlayıcı vardı gibi iftira yada değil bunlar beni ilgilendirmiyor! Hiçbiri bir insanın ölümü, öldürülmesi kadar kötü değildir! Berkin Elvan’ın ölümünü beklediler. Ölsün de sokaklara çıkalım diye dua ettiler. Ne oldu 269 gün sonra Berkin öldüğünde sokaklara indiler.

Olmuyor Cemaat’in gücü yetmedi biz bitireceğiz dediler. Berkin’in cenazesinin ertesi gününde Burak Can isimli bir genç DHKP-C terör örgütü tarafından Okmeydanı’nda öldürüldü.

Berkin’in öldürülmesini dünyaya duyuranlar #RememberBerkin diye Amerikan gazetelerinde bağış toplayıp ilan verenler Burak Can için samimiyetsizliklerini gösterdiler. O gün olaylardan dolayı kalp krizi geçirip ölen polis içinde kılları kıpırdamayan insanlar. Berkin öldü diye yaygara koparanlardı.

Kimi ölsün Alevi dedi, kimi terörist dedi. Biz ölmesin diyoruz. Birileri rant sağlayacaksa, birileri bu ölüler üzerinden siyasi emellerini gerçekleştirecekse, birileri biri ölsünde cebimize para girsin diyecekse! Hayır Kimse ölmesin!

Benim oy verdiğim partiyi sen sokakta taşlıyorsan karşına ilk çıkacak olan benim! Çünkü ben senin oy verdiğin partiye saygı duyuyorum, senin oyuna saygı duyuyorum, senin düşüncene saygı duyuyorum! Ama sen bunu yapmıyorsun!

 

Konu Makaleler, Siyaset0 Yorumlar

Gezi Parkı Gerçekleri

Gitmeyenler, bilmeyenler, görmeyenler için Taksim Gezi Parkı’nı biraz anlatayım. Nerde arsızı, hırsızı, balicisi, tinercisi varsa toplandıkları yerdir Gezi Parkı. Gece yürümeyi bırakın gündüz bile kız arkadaşınızla içinden geçerken acaba ne olacak diye düşünmeden edemezsiniz. Bir tarafta duvara işeyenler, diğer tarafta kesecekmiş gibi bakanlar…

Türkiye’nin son birkaç ayına baktığımızda uluslararası düzeydi çok büyük kazanımları oldu. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından sürekli düşürülen kredi notu yükseltilmeye başladı. Geleceğin en büyük ekonomik güçlerinden biri olma yolunda ilerleyen Türkiye Gezi Parkı’nda bulunan ağaçların kesilmesi bahane edilerek toplumsal bir kaosa sürüklenmeye çalışıldı. Bosna katliamını, Azeri katliamını, Irak ve Afkanistan savaşında yaşanan katliamları görmezden gelen uluslararası yayın kuruluşları Türkiye’de gerçekleşen eylemlere destek verdi. Saatlerce yayın yapıldı.

Uluslararası kuruluşların ve Türkiye’nin büyümesi ve güçlenmesini istemeyen çeşitli mekanizmalar tarafından masum bir itiraz olarak dile getirilen ağaç kesilme olayı büyütüldü, şişirildi ve Türkiye’nin büyümesine büyük katkısı olan  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, hükümetini ve partisini yıpratma projesine dönüştürüldü.

Türkiye’de bu yıpratma çalışmasının başını çeken gruplar arasında CHP, BDP, İşçi Partisi, TKP gibi siyasi uzantılı partiler ve DHKP-C gibi terör örgütleri vardı.

İktidarı demokrasi yoluyla ele geçiremeyen bu partiler Gazi Parkı eylemlerini fırsata çevirmek için ellerinden gelenleri yaptılar.

Bunların en büyük kanıtlarından birisi ise Mehmet Ali Alabora gibi CHP yanlı birtakım sanatçıların hayran kitlesinden faydalanarak attığı sosyal medya mesajlarıydı. Bu mesajlardan birisi ise şöyle “‘Mesele Gezi Parkı değil arkadaş, hala anlamadın mı”

Bu mesajı alan Ak Parti ve Türkiye düşmanları harekete geçtiler. Finansörler arasında Migros ve Anadolu Grup gibi gıda ve içki firmaları Taksim’de bulunan eylemcilere destek verdiler.  Uluslararası reklam tekellerinin Türkiye’deki uzantıları olan ElmaAltShift, MediaCat, SikkoDigital, Pazarlamasyon, ElmaElma ve Alametifarika gibi reklam ajansları, #DirenGeziParkı başlığı altında toplanarak, internet gençliğini hedef seçti; çarpıcı slogan ve afişler üretti. Taksim’de toplanan gençleri gaza getirdi.

Bu eylemciler içinde masum vatandaş da vardı aynı zamanda polisi sürekli tahrik edip  aşırı güç kullanmasını isteyen ve bunu uluslararası medyaya sunmak isteyen terörist gruplar da yer aldı.

CHP il ve ilçe teşkilatları olayların başında Taksim Meydanı’na otobüsler kaldırdı. İnsanları oralara yığdı. Bu teşkilat mensupları sosyal medya aracılığıyla CHP bayrak ve flamalarının götürülmemesini defalarca söylediler. Çünkü oraya gidenleri normal vatandaşlar göstermeyi ve bunu da uluslararası medyaya halk hükümete karşı ayaklandı şeklinde sunmak istediler.

DHKP-C gibi terör örgütlerine üye olan ve onların propagandasını yapan teröristleri ANNELER TAKSİM’de diye haber yaptılar. Nitekim onların sapanlarla polislere nasıl saldırdıkları, hangi gruba üye oldukları ortaya çıkarıldı.

Gezi parkına destek veren ve olayları kışkırtan ünlüler de yerlerini aldılar. Bunların arasındaki, Mehmet Ali Alabora, Halit Ergenç gibi isimler olayların daha da büyümesine katkıda bulundular. Bunların dışında üniversitelerde bulunan akademisyenler de sosyal medyadan öğrencilerini ekleyerek olayları kışkırtmak adına propaganda yaptılar.

Halkı sokağa dökmek, Taksimi cehenneme çevirmek, Türkiye’yi bir çıkmaza sokmak için harekete geçen bu insanlar elbet olaylardan sonra hukukun onlara biçeceği cezayı alacaklardır. Vatana ihanetten bile yargılanmaları gündeme gelebilir.

Taksim de yakıp yıkanlar için 9 saat canlı yayın yapan  CNN İnternational kanalı  AK Parti’nin “Büyük Oyunu Bozmaya Haydi Tarih Yazmaya” mitingini 9 saniye yayınladı.

 

Sırf burdan bile Türkiye’nin nasıl bir uluslararası oyunun içine çekilmeye çalışıldığının izleri görülebiliyordu.

Kemal Kılıçtaroğlu’nun Gezi Parkı eylemleri başlamadan bir hafta önce “Sardıracağız ve Hükümeti Düşüreceğiz” açıklaması bu olayların perde arkasında kimlere nelerin vaadediğini yeterince ortaya koyuyor.

Konu Makaleler1 Yorum


Translate – Çeviri