Etiket Arşivi | berkin elvan

Birleşik Haziran Hareketi

Uzun zamandır kafamı tırmalayan meselelerden birisiydi bu Birleşik Haziran Hareketi “saçmalığı”. (HAZİRANCA DEVRİM)

Şimdi bu arkadaşlar eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, kamucu, dayanışmacı, laik, bağımsız, toplumcu, cumhuriyetçi olduklarını ilan ediyorlar ve  gericiliğe, faşizme, emperyalizme, piyasa düzenine karşı çıktıklarını  söylüyorlar. Bunun yanında Ak Parti’nin iktidarı baskı ve hileyle ele geçirip sokak çeteleri kurarak, devlet şiddetini körükleyip ülkeyi diktatörlüğe sürüklediğini, buna dur demek içinde bir araya geldiklerini vurguluyorlar.

Vay arkadaş bunlar neymiş böyle kurtarıcılarımız bizim 🙂

Meselenin özüne gelecek olursak bu arkadaşlar kan emici sülük birikintisinden ibaret dostlar. Ortaya çıkmak, seslerini duyurmak için gece gündüz eylemlerde birisi ölsün diye ayin yapan insanlar. Niye mi söylüyorum daha geçtiğimiz günlerde 11 Mart’ta milleti Taksim’e yakıp yıkmaya çağıranlar bunlar işte.

Biraz nerelerde örgütlendiklerinden bahsedeyim de sonra da şu kendileri için saydıkları özelliklere geçeceğim. İlki üniversiteler arkadaşlar. Üniversitelerde bildiğiniz gibi belirli kulüpler vardır. Buralarda belli kafa yapılarından insanlar toplanır ve kullanılır. Atatürkçü Düşünce Kulübü’de bunlardan biri. Malum Atatürk’ün adının geçtiği her yerde akan sular durur ve Türkiye’de Atatürk’ün ismini kullanıp da prim yapmayacak oluşum yoktur. Ya dini kullanırsın ya Atatürk’ü yada ikisini birden. Bas balona şişir sat kap parayı patlat çöpe at sonra. Zihniyet bu arkadaş. Bu tarz kulüplerden seçilen kullanılmaya yatkın arkadaşlarla malum hocalar özel olarak ilgilenir. Birkaç toplantı sonra bu arkadaşlar istenilen kıvama getirilir ve göreve hazırdırlar. Küçük üniversitelerde bu durum gözle görülür bir hal alır. Meydanlarda boş kovalayan aklı bilinci yerinde olmayan üniversitelileri birbirini keserken, öldürürken görmek mümkündür. İkinci kısımda ise liseler vardır. Liselerde olayın nasıl cereyan ettiğini tam olarak bilmiyorum ama buna yakın bir şekildedir herhalde.

Amaçları milleti sokağa dökmek ve etrafı yakıp yıkmak başka birşey olması mümkün değil. Demokrasiden bahsedenlerin sokakta taşla, sopayla silahla ne işi olur. Zaten koydukları isim bile bu ülkeyi sürüklemek istedikleri ortamı iyi hatırlatıyor bizlere. Haziranca Devrim diyorlar. Neydi bu Haziran arkadaşlar. Verdiğimiz oya, seçtiğimiz iktidara yapılan saldırı değil miydi? Demokrasi bunlar yönetirse demokrasidir. Kendi demokrasileri vardır.

Eşitlik sadece onlar için, özgürlük onlar için arkadaş, Gezi Parkı’nı besleyenler emperyalistler değil miydi? Yoksa biz mi yanlış hatırlıyoruz? Nasıl oluyorda şimdi emperyalizme karşı oluyorsunuz siz? Gezi Parkı’nda yıkmak istediğiniz iktidar mıydı sizin? Ak Parti’miydi yoksa bu partiye oy verenler mi? Niye sevmiyorsunuz? Niye düşman görüyorsunuz pek açık aslında. Çünkü sizin önünüzde ki tek engel Ak Parti’ydi. Farklı bir parti irade olsaydı şimdi söz sizdeydi. Ama yok gülüm be yemezler.

Sizin bu ülkeye bu millete verebileceğiniz hiç birşey yok. Estirdiğiniz terör sadece size zarar verir. Başka kimseye değil. Sığındığınız, kahraman yaptığınız minik teröristlerinizle sadece sizin gibi zihniyet içinde olanları kandırabilirsiniz.

Konu Makaleler0 Yorumlar

Gündeme Dair – Berkin Elvan, Burak Can, Gezi Parkı, Cemaat

Gençliğimizin baharındayız! Çocuklarımıza ve geleceğimize anlatacak çok şeyimiz var.

Ölenler neden öldü! Mesele ekmek miydi, vatan mıydı, din miydi neydi? Yoksa mesele Türkiye tarihine gelmiş ikinci en büyük lideri ortadan kaldırmak mıydı?

Yaşanan süreçle bunu en adi, en pis şekilde gördük duyduk! Amerika, İsrail ve Avrupa destekli finans kaynaklarıyla Türkiye’nin nasıl bir girdabın içine sokulmak istendiğini gördük.  Süreci iyi analiz etmek için biraz geçmişe dönelim ve önce Gezi Parkı Gerçekleri başlıklı makalemi okuyun!

Süreç tam anlamıyla Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirme politikasına dönüştü. Bütün siyasiler, dini gruplar, sanatçılar, aydınlar Türkiye’nin yükselen sesi Erdoğan’ı bitirmenin peşindeydiler. İlk önce halkı sokağa dökmenin yolları arandı. Planlı yada plansız polislere şiddet uygulatıldı. Sistemli ve programlı şekilde insanlar sokaklara çekildi. Nasıl bir oyunun içinde oldukları hiç anlatılmadı.

Türkiye’deki finans çevreleri tarafından da şiddetle desteklenen olaylar halkın umudunu kırmak Gezi Parkı’nda kesilen ağaçları bahane ederek onları sokağa dökmekti. Sanatçılar tiyatroların özelleştirilme girişimlerini bahane ettiler. Neden devlet sanatçısı bedava maaş menfaat menfaat. Kitleriyle birlikte sokağa çıkıp Recep Tayyip Erdoğan’a kin kustular. Mesele ağaçtı tabi! Yersen öyle!

Ardından insanlar sokaklara davet edildi. Otobüsler meydanlardan kalktı. Facebook’da Twitter’da ve diğer sosyal ağlarda otobüslerin güzergahları kalkış saatleri verildi. Taşlar, sopalar, molotoflar depolandı. Taksim’de insanlar öldü. Öldürüldü! Polisler köprülerden atıldı!

Sokaklar Allah’a Peygamber’e küfreden Ahmet Atakan gibi gençlerle doldu taştı! Ahmet’de öldü polisler de öldü! Bugüne yaklaştığımızda yapılan planların hiçbirinin tutmadığını gördük, yaşadık.

Daha dün Fethullah Gülen cemaatinin devletin içine nasıl sızdı, devletin en hassas kurumlarına nasıl girdiğini, ülkenin en çok korunan adamı, Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ı nasıl dinlediklerini gördük! Ofisine kimlerin aracılığıyla dinleme cihazları konulduğu ve bu cihazları koyan koruma ekibinin Amerika’ya nasıl kaçtığını gördük.

Cemaat’in kritik görevlerde bulunan savcı, hakim gibi insanları nasıl kullandığını, devlet elifle devlete nasıl operasyonlar yapıldığını gördük.

Hizmet hareketi diye bilinen Fethullah Gülen cemaatinin finans kaynaklarını yöneten, yurtdışı okullarını açan, cemaate resmiyet kazandıran, siyasi ilişkilerini kuran güçlendiren Nurettin Veren isimli vatandaşın 2007 yılında yazmış olduğu ve bugün yaşadıklarımızı anlatan kitabın nasıl ortadan yok edildiğini gördük.

Bugüne geldiğimizde ölüler üzerinden siyasetin en acımasızca nasıl yapıldığına şahit olduk. Buna biz ikiyüzlü siyaset dedik! Ölenler olmasın gidin oyunuzu kullanın hesabınızı sandıkta görün dedik. Kan dediler! Birisi ölsün sokağa dökülelim yakalım yıkalım dediler!

Cemaat’in Recep Tayyip Erdoğan’ı yıkamadığını gördüklerinde ortaya Berkin Elvan’ı attılar. Teröristti, patlayıcı vardı gibi iftira yada değil bunlar beni ilgilendirmiyor! Hiçbiri bir insanın ölümü, öldürülmesi kadar kötü değildir! Berkin Elvan’ın ölümünü beklediler. Ölsün de sokaklara çıkalım diye dua ettiler. Ne oldu 269 gün sonra Berkin öldüğünde sokaklara indiler.

Olmuyor Cemaat’in gücü yetmedi biz bitireceğiz dediler. Berkin’in cenazesinin ertesi gününde Burak Can isimli bir genç DHKP-C terör örgütü tarafından Okmeydanı’nda öldürüldü.

Berkin’in öldürülmesini dünyaya duyuranlar #RememberBerkin diye Amerikan gazetelerinde bağış toplayıp ilan verenler Burak Can için samimiyetsizliklerini gösterdiler. O gün olaylardan dolayı kalp krizi geçirip ölen polis içinde kılları kıpırdamayan insanlar. Berkin öldü diye yaygara koparanlardı.

Kimi ölsün Alevi dedi, kimi terörist dedi. Biz ölmesin diyoruz. Birileri rant sağlayacaksa, birileri bu ölüler üzerinden siyasi emellerini gerçekleştirecekse, birileri biri ölsünde cebimize para girsin diyecekse! Hayır Kimse ölmesin!

Benim oy verdiğim partiyi sen sokakta taşlıyorsan karşına ilk çıkacak olan benim! Çünkü ben senin oy verdiğin partiye saygı duyuyorum, senin oyuna saygı duyuyorum, senin düşüncene saygı duyuyorum! Ama sen bunu yapmıyorsun!

 

Konu Makaleler, Siyaset0 Yorumlar


Translate – Çeviri