Arşiv | Sağlık

Bakırköy Devlet Hastanesi – Rapor Çıkartmak

Bu yazıma Allah kimseyi devlet hastanesine düşürmesin diyerek başlamak istiyorum. Bu zamana kadar devlet hastaneleriyle pek işimiz olmadı gidenler sıkıntı çektiklerini söylerlerdi ama bu kadar olacağını tahmin etmezdim.

Hastane macaramız Down sendromlu kardeşime rapor çıkartmak için Bakırköy Devlet Hastanesine gitmemizle başladı. Çocuk için öncelikle 182’den sıra almanız gerekiyor “Çocuk Ergen Ruh Sağlığı”. Sırayı Pazar gününü Pazartesine bağlayan gece almalısınız yoksa hemen doluyor ama sabah erkenden giderseniz bir şansınız var. Sırayı aldınız diyelim 9:30’da randevunuz var. Malesef bu saatte giremiyorsunuz sanki siz hiç sıra almamışsınız gibi oraya gidince tekrar kayıt yaptırıp sıra alıyorsunuz. Yani telefondan randevu almanın bir anlamı kalmıyor.

İkinci sıkıntı da olmayan doktora randevu veriyorlar ve gidince başka doktorun sizi kabul etmesini bekliyorsunuz.

Çocuğunuzu gösterdiniz herşey bitti size Denver testi için gün veriyorlar bize 2 ay sonrasına vermişlerdi. Yıl olsa şaşırmayacağım artık. Sanki büyük bir ameliyat yapacaklar. Denver testinden sonra tekrar randevu alıyorsunuz ve test sonuçlarını yine başka bir doktor inceliyor. Yani çocuğunuza biri başka birşey diğeri başka birşey diyor. Sonra sizi Sağlık Kurulu’na yönlendiriyorlar ve çilenin diğer kısmı başlıyor. Çocuğunuzun vesikalık fotoğrafı, kimliği ve sizin de kimliğinizin yanınızda olması gerekiyor.

Buradan Kurul için sıra alacaksınız o yüzden size bir kağıt veriyorlar ve onu İç Hastalıkları, Genel cerrahi, KBB vs vs bütün doktorlara imzalatıyorsunuz. Çile dedim ya işte burada baş gösteriyor. Gittiğiniz doktorlarda normal randevulu hastalar var siz randevu almıyorsunuz direk girin imzalatın diyorlar. Bazı doktorlar bekletmeden kontrolleri yapıp imzalıyorlar bazıları ise kendi egolarını tatmin etmek için sizleri akşama kadar bekletebiliyorlar.

Bende bu tarz bir doktorla karşılaştım . Adı Nalan Dirik. İnsanların neden doktor dövdüklerini çok iyi anladım. Hanımefendi triplere girmiş git sonra gel kafasında. Kapısının önüne doğru gittiğimizde bizden önce imza için bekleyen adam “atmıyor kardeşim sabahtan beri bekliyorum” dedi. Bende biraz bekledikten sonra içeri girip kardeşimin rahatsız olduğunu ve durmadığını söyledim bana azarlar bir şekilde “ne yapabilirim randevulu hastalarım bitmeden almam” dedi. Bana karşı gösterdiği bu saygısızca tavrı başkasına gösterse çoktan o kafasını duvara yapışmış bir şekilde görebilirdi. B

Bu arada en son kardeşimi odaya aldıktan sonra yaptığı işlem 1 dk sürdü, çocuğa elma de, armut de, mikroskop de dedi ve imzaladı. 1 dakika için sabahtan akşama kadar insanları bekletip zamanlarını boşa harcayan bu doktor müsvettelerine doktorluk mesleğinin ne olduğunu yeniden anlatmak ve kavramalarını sağlamak gerekiyor.

Eskiden doktorlara karşı yapılan saldırılara ve atılan dayaklara ön yargılı bir şekilde bakan ben şimdi bazılarının dayağı hak ettiğini düşünüyorum.

Konu Makaleler, Sağlık0 Yorumlar

Gözlerde kızarıklık, çapaklanma ve batma

Bir sabah uyandığımda gözlerimde aşırı derecede bir çapaklanmayla karşılaştım o derece ki gözlerimi açmak için çapakları temizlemekle uğraştım.

Aynanın karşısına geçtiğimde ise gözlerimin şişmiş, kızarmış, ve kanlanmış olduğunu farkettim aynı olay kardeşimde de olmuştu. Evde başka kimseye olmadı. Çünkü ikimizde oyun oynamak için aynı bilgisayarı kullanıyorduk. İkimize de aynı günün sabahında oldu.

Onun tek gözü benim iki gözüm. Kardeşimde hafif şişlik olduğu için arpacık olacağını düşündük ama bende de olduğundan doktora gittik. Gözlerimizin iltihaplandığını öğrendik. Biz yine araştırmalarımız neticesinde Göz Nezlesi olduğumuzu sanmıştık. Tabi doktora ilk gün gitmediğimiz için kızarıklık arttı.

Büyük ihtimalle İstanbul’un malum toplu taşıma araçlarından birimizden biri mikrobu kaptı ve evdeki bilgisayara getirdi. Düşünsenize otobüste, tranvayda, metroda ve bilumum diğer taşıtlarda tutunduğunuz yere günde binlerce kişi tutunuyor. Cebinizdeki para kaç yüzbin kişinin eline değdi? Sizce belediye binlerce aracını her akşam dezenfekte ediyor mu? Nedenler arasında bir sürü şey gösterilebilir.  Sonuçta rahatsızlanan biz olduk.

Herkesin merak ettiği ise hangi ilacı kullanarak bundan kurtulduğumuz öyle değil mi? 🙂

Bende ilk çareyi internetten aradım ama malesef onca doktor ve bilmiş kişi bir şeyler yazmış ama bir ilaç ismi yazmamış. Malum para kazanmak lazım.

gözlerimin ilk gün ki hali

Benim kullandığım ve damlattığım ilk andan itibaren iyileşme belirtilerini hissettiğim damlanın adı TobraDex arkadaşlar. Bunu 3 saatte bir gözlerime 1 damla olacak şekilde damlattım. Gece yatarken sürmem içinde merhem verildi. Onunda ismi Cortimycine. Bunuda sürüp yaptım. 3-4 gün içerisinde iyileştim.

Ama şunu da söylemek istiyorum ki göz olayı şakaya gelmez. İlaçların isimlerini yazdım kullanmak yada kullanmamak sizlere kalmış sorumluluk almıyorum.

Benim şikayetim gözlerimde kızarıklık, çapaklanma, batma, hafif şişlik ve parlak ışığa bakamama vardı. Tabi gözlerim kuruydu arkadaşlar.

Şimdiden geçmiş olsun diliyorum.

Konu Makaleler, Sağlık0 Yorumlar

Klimalar tehlike saçıyor

Havaların aşırı derecede ısınmasıyla beraber klima ihtiyacı oldukça arttı. Çevredeki binalara bakınca herkesin iyi kötü bir klima sahibi olduğunu görebilirsiniz. Bunda klima fiyatlarının düşmesi de etkili tabi.

Ne yazık ki klima kullanan evler, iş yerleri bunların temizliklerine dikkat etmiyorlar. Haftada bir defa temizlenmesi gereken klima filtreleri aylarca temizlenmeden kullanılıyor. Buda birçok hastalığın bulaşmasına, mikropların yayılmasına davetiye çıkartıyor.

Asıl büyük tehlike ise Alışveriş Merkezlerinde bulunuyor. İstanbul’da 81 tane alışveriş merkezi var. AVM’lerdeki klimaların temizliği ise ne sıklıkla yapılıyor kimse bilmiyor.  Bu nedenle alışveriş merkezlerinin ilgili birimler tarafından sık sık denetlenmesi gerekiyor.

 

Konu Makaleler, Sağlık1 Yorum

Verem Savaş Dispanserleri denetlenmeli

Bu yazıyı okuyorsanız eminim iş başvurusu yapmışsınızdır, kabul edilmiştir  ve sizden birtakım belgeler istenmiştir. Bu belgeler arasında Verem Savaş Dispanserinden almanız gereken bir rapor vardır.

Televizyonda doktorları döven insanları izlediğimde hep kınamış -bir insan doktora niye saldırır ki sorunlu mu bunlar- diye kendime sormuşumdur. Bugün farkettim ki hep yanlı bakmışım. Doktorları savunmuşum. Ama durumun böyle olmadığı apaçık ortada. İnsanın canı değerli ve karşısında ciddiyetsiz, alakasız, ilgisiz bir doktor görünce sigortaları atıyor. Sonuçta adamın adı -doktoru dövdü- ye çıkıyor. Peki kim suçlu doktoru döven mi yoksa işini yapmayan yada sanki bedavadan yapıyormuş gibi davranan doktor mu? Tabi yaşamayan bilemez!

Konumuza dönecek olursak bugün bende birilerini dövmek, kızmak, bağırmak istedim. Neden mi? Bugün sağlık raporu almak için üç tane verem savaş dispanserine gittim ve yoğunluk olmamasına rağmen daha doğrusu kimse olmamasına rağmen bu raporu alamadım. Raporu alamamamın sebebi ise her dispanserin kendine göre keyfi uygulamalarıydı.

Bahçelievler’de bulunan dispanserde sabah gideceksiniz akşam beşte alacaksınız rapurunuzu.

Güngörende sabah dokuzda giderseniz öğlen üçte alabilirsiniz. Bu arada saat birle iki arası rapor almak isterseniz ertesi gün verebiliyorlarmış. Saat dokuzda gittim kimse olmamasına rağmen rapor alamadım. Neden keyfi uygulamadan dolayı.

Esenyurt’da ise film yokmuş rapor veremiyorlarmış.

Merak ettiğim bu saatler dışında buralarda çalışanlar ne yapıyor? Bahçelievler’deki dispanserde saat 9-12 arası görev yapan bu çalışanlar akşama kadar başka ne yapıyor?

Yada Güngören’deki dispanserde bu saatler neye göre belirlenmiş? Kim karar vermiş?

Niye ben mesai saatleri içerisinde istediğim saatte gidip işlerimi halledemiyorum?

Peki buralarda çalışan suratsız, ucube insanlara ne demeli? Gördüğüm kadarıyla bedavadan maaş alıyorlar, çalışma saatlerini kendileri belirliyorlar ve günde en fazla 3 saat çalışıyorlar. Diğer saatler muhabbet etmek, bilgisayarda sörf yapmaktan ibaret.

Sağlık bakanlığı acilen Verem Savaş Dispanserleri ile ilgili önlem almalı ve bu gidişata dur demeli. Önerim Aile Sağlığı Merkezleri ile birleştirilmeleridir. Böylece kafalarına göre iş yapmalarının önüne geçişmiş olur.

Konu Makaleler, Sağlık0 Yorumlar

Kulağa su kaçması ve sonuçları

Kulağa su kaçması yaz aylarının sıcaklığıyla denize gidip keyifli bir gün geçirmek isteyen insanların akşam eve gelmeleriyle bu keyfin yerini acıya ve sıkıntıya bırakmasıyla özetlenebilir. Herkese olmas ama bunun basite alınmaması gerekir.

Benim başıma iki defa geldi birincisi 2008 yılındaydı. İkincisi ise dün. İlkinde pek bilgim olmadığı için acısını ve sıkıntısını çok yaşadım. Öyle oldu ki ikinci gününde yemek yemeyi bir kenara bırakın konuşmakta bile güçlük çekiyordum.

Bundan kurtulmak için ilk iş kulağınızdan suyu çıkarmaya çalışın. Erkenden müdahale edilmesi çok önemli birkaç gün beklerseniz kulakta iltihaplanma oluyor ve ağrı artıyor. Kulağın üstüne yatmak çözüm olabiliyor ama her zaman işe yaramıyor. Yapılabilecek her şeyi deneyip de bu işi başaramadıysanız iltihabı kurutması yada önlemesi için 1 mg’lık Largopen  ve ağrı kesici hap alın. Minoset gibi.

Gliserin damla da alabilirsiniz gerçekten rahatlatıyor. Tabi bunları o an doktora gitme durumunuz yoksa yapın. Çünkü bu durumun çok önemli sonuçları olabilir. Bazen duyma kaybına bile yol açabiliyor.

Tedavi olduktan sonra denize gittiğinizde kesinlikle kulak tıkacı alın işi şansa bırakmayın.

 

Konu Makaleler, Sağlık0 Yorumlar

Fısıltım Cafe – Bakırköy

Bakırköy’e gittiğimiz her seferde uğrak yerlerimizden biridir dersaneler sokağında bulunan Fısıltım Cafe. Beğenerek ve severek gideriz. Fakat bugün (18 Şubat 2012) yaşadığımız olaydan sonra bir daha adım atmayı düşünmüyoruz.

Bugün alışverişimizi yaptık ardından dinlenmek için Fısıltım Cafe’ye gittik. Çay, sıcak çikolata ve nargile aldık. Fakat sıcak çikolatanın içerisinden bir tırnak böyüklüğünde böcek çıktı. Ardından durumu garsona bildirdik, adisyonu aldık ve kasaya gittik. Bu arada 20 dakika olmamıştı mekana gideli. Hesabı öderken de durumu belirttik kasadaki görevli içeri gitti ve geldi. Biz bir özür beklerken, sıcak çikolatanın parasını almayacağız diye bir cümle kuruldu.

Ödemeyi yaptık ve çıktık. Önemli olan ödeyeceğimiz sıcak çikolata parası değildi sadece bir özür bekliyorduk. Bir özür dilenseydi bu yazıyı yazma gereği duymayacaktım.

Konuyla ilgili Bakırköy Zabıta Müdürlüğü’ne gittik haftasonu olduğu için kapalıydı. Pazartesi ilk işimiz zabıtaya gidip konuyla ilgili dilekçe vermek olacak.

Bugün itibari ile Bakırköy’de bulunan zabıta müdürlüğüne gittim ordan İlçe Tarım Müdürlüğüne yönlendirdiler onlar da Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının Alo 174 numaraları şikayet hattına durumu bildirirsek daha çabuk ve garantili çözüm alınabileceğini söylediler aradık şikayetimizi bildirdik. En kısa sürede dönecekler.

Şikayet sonucunda denetim yapılmış fakat birşey bulunamamış umarım öyledir. Yinede ben bir daha bu kafeye gitmeyi düşünmüyorum.

Aşağıdaki resimden sonucu inceleyebilirsiniz.

 

Konu Makaleler, Sağlık5 Yorumlar

Sigara sigara sigara

Yakın bir arkadaşıma sizin sigara paketlerine çarşaf giydirecekler demiştim de inanmamıştı. İlk Avustralya’da başlatılan sigarada kara paket uygulaması yakında Türkiye’ye de geliyor. Sağlık Bakanlığı çalışmaları başlatmış bile. Tabi buna sigara üreticileri pek sıcak bakmıyor.

Çünkü sigara paketlerinin üzerindeki markalar, logolar hepsi sigaranın satılması için bir neden oluşturuyordu. Düşünsenize sırf Parlement yazdığı için Parlement alan insanlar vardı.

Bu neden yapıldı derseniz; bilinçaltı reklam uygulamasına son vermek için diyebilirim. 25. kare denilen bir mesele var.  25. kareyi şöyle anlatabiliriz. Bir görüntü 25 kareden oluşur. Gözümüz bunun sadece 24 karesini görebilir. 25. kareyi ise bilinçaltımız da algılar kaydederiz.  Büyük şirketler bunu reklam olarak kullandı. Sigaradan örnek vermek gerekirse? Camel..

Camel’in logosunda kullandığı deve resminin sağ ayağında çıplak bir adam resmi bulunuyordu. Bu sizi cinsel anlamda güçlü, seksi, ve yırtıcı olarak hissettirip sürekli Camel almanızı sağlıyordu.

Bunun gibi birçok örnek var buraya tıklayarak detaylı bir inceleme yapabilirsiniz.

Benden bu kadar 🙂

 

Konu Makaleler, Sağlık0 Yorumlar


Translate – Çeviri