Kategorize | Makaleler, Siyaset

Başkanlık sistemine neden karşılar?

Rejim değişiyor! Türkiye batacak! Nereye gidiyoruz! Bir kişi yönetecekmiş bizi! Şeriat gelecek! Adam istediği her şeyi yapacak! Meclisi bile feshedebiliyor!

Başımıza kötü şeyler gelecek! İstemezük!

Bu gibi köksüz yorum ve düşüncelerden kurtulup farklı bir açıdan bakalım.

Her ne kadar kimin nasıl oy vereceği umrumda olmasa da son zamanlarda yaşanan gelişmeler çok ilginç.  Normal şartlarda Türkiye siyasi partilerini, vatandaşlarını ilgilendiren bir konu bu. Sistem değişecek mi değişmeyecek mi? Buna oy vermeye giden vatandaşlar karar verecek. Kendimizi yönetme hakkına sahibiz öyle değil mi? Madem dünyada insanların başına bir çoban gerekiyor o zaman onun kim olacağına karar vermek en doğal hakkımız! Ama gelin görün ki buna bizden önce karar vermeye çalışanlar var. Bunlar bizim hiçbir zaman dostumuz olmadılar.

CHP’nin HDP’nin hayır demesini anlarım. Milli duygularla, Türkiye’nin geleceğini düşünerek hareket etmese MHP’nin de hayır demesini çok iyi anlarım. Çünkü gelecek olan “Başkanlık Sistemi” nde tıpki Amerika’da olduğu gibi parti liderlerinin önemi hiç olmayacak. Şuan ki parlementer sistemde seçim yapıldığında bizler seçileni seçiyoruz yani kimi? AK Parti’nin Genel Başkanı’nın seçmiş olduğu çalışma arkadaşlarını seçiyoruz ya da HDP’nin Almanya’dan Diyarbakır halkını temsil etmesi için ithal ettiği Feleknas Uca gibi isimlere oy veriyoruz. Peki sonra ne oluyor Türkçe bilmeyen, Kürtçeside yeterli olmayan biri Diyarbakır halkını mecliste temsil etmeye çalışıyor. Yani demem o ki başkanlık sisteminde artık bu halk kimi istiyorsa onu seçecek. Artık parti liderlerinin bir anlamı olmayacak. Yani ortada ne Kemal Kılıçdaroğlu kalacak ne eş başkanlar muhabbeti kalacak, ne Devlet Bahçeli kalacak, ne de Binali Yıldırım kalacak.. Hepsi silinip gidecek..

Buna da diyorlar ki ya kötü biri gelirse; -kötü biri gelirse de halk seçmiş olacak, iyi biri gelirsede  halk karar vermiş olacak-. Demem o ki kimse kendi iradesiyle oy veren insanın seçimini eleştirecek hakkı kendinde bulmamalı. Sonra Aysun Kayacı muhabbetine dönersiniz. bkz: dağdaki çoban ile benim oyum bir değil

Farklı bir açıdan bakalım demiştik.

Türkiye içindekilerinin hayır deme sebeplerine yer verdik ve normal değerlendiriyoruz. Peki PKK’ya ne demeli, ya YPG’ye?

Almanya?

Hollanda?

Amerika?

Sırf bu uğurda ülkemizin bakanlarının yapacağı toplantılar engelleniyor.

Kendi içimizdekileri anladıkta bunlar nerden çıktı. Bizi bizden daha mı çok düşünüyorlar?

İşte benim EVET demem için yeterli olan sebepler bunlar! Görmemek için farklı sebepleri olmalı insanın!

Konuyla ilgili diğer değerlendirmemi 23 Mayıs 2015’de yapmıştım geçen onca yıla rağmen yanılmadığımı görmek güzel!

Konsolosluğumuza gitmeye çalışan Bakan Kaya’ya yapılan faşist uygulamalar için resme tıklamanız yeterli

 

Başkanlık Sistemini Neden İstemiyorlar?

 

 

 

 

 

 

Paylaşmak ister misin?

Facebook - Hotmail - Yahoo ile yorumla

yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate – Çeviri


Önceki yazıyı okuyun:
Netflix ve diğerleri

Yaklaşık 5 aydır kullanmış olduğum online film, dizi ve belgesel izleme imkanı sunan Netflix'i bir değerlendirelim. Netflix bizlere tv, tablet,...

Kapat